Atatürk’ün Çanakkale Muharebelerindeki Rolü


Çanakkale Savaşı’nın yaşandığı dönemde yayımlanmış olan birçok gazete, dergi ve kitaplarda yer alan bilgiler ve diğer bazı tespitler, Atatürk’ün Çanakkale muharebelerindeki rolünü belirlemek için çok sayıda veri içermektedir.








Çanakkale Deniz Zaferi’nin 105. Yıldönümü Kutlu Olsun!

Atatürk’ün Çanakkale Muharebelerindeki Rolü

Mustafa Kemal, Yarbay Rütbesiyle Katıldığı Çanakkale Savaşı sonunda General Oldu.

GİRİŞ

İngiliz Deniz Lordu Churchill’in, Çanakkale Boğazını geçerek İstanbul’u ele geçirdikten sonra, zor durumda olan Rusya’ya yardım götürme teklifi, İngiliz kabinesi tarafından kabul edildi.

18 Mart 1915 günü ihtişamlı Birleşik Donanma boğaza girerek gün boyu ateş kustu. Ancak Türk topçuları ve mayınların verdiği ağır kayıplardan sonra çekilmek zorunda kaldı.

Çanakkale’yi geçmeye kararlıydılar. Kara birliklerini, sömürge askerleri ile takviye ederek Mısır’da eğittikten sonra gemilerle Çanakkale sahillerine taşıdılar.

Anzak Kolordusu 25 Nisan 1915 günü Arıburnu’na; İngiliz kuvvetleri ise Seddülbahir’e çıkartma yaptı.

25 Nisan Arıburnu çıkartmasında Kurmay Yarbay Mustafa Kemal 19. Tümen Komutanı olarak ihtiyat kuvveti olmasına rağmen sorumluluk alarak 57. Alayla düşmana karşı koydu. Askerlerine “Ben size taarruz etmeyi değil ölmeyi emrediyorum!” tarihi emrini vererek düşmanı sahile attı.

Aylarca süren savaşlardan sonra Anafartalar Grup Komutanlığı’na getirilen Mustafa Kemal, buradaki komuta yeteneği ve üstün başarıları sonucu “Anafartalar Kahramanı” ünvanıyla anıldı. Fevzi Çakmak Paşa’nın oğlu Anafartalar muhabereleri sırasında şehit düştü. Mustafa Kemal kendisine taziyette bulundu.

Seddülbahir’de ise kahraman subay ve Mehmetçikler İngiliz kuvvetleri ile aylarca kıyasıya savaştılar. İngilizlerin en son terk ettikleri yer burası olmuştur.

Kara savaşları 10 Ocak 1916’ya kadar sürdü. Sonuçta çekilmek zorunda kaldılar. Kahraman ordumuz “Çanakkale Geçilmez!” sözünü tarihe yazdırdı.

***

Atatürk’ün Çanakkale Muharebelerindeki Rolü

Atatürk’ün Çanakkale Muharebelerindeki rolü ve başarıları bazı çevrelerde ya küçümsenmiş ya da yok sayılmıştır. Hatta bu başarıların Cumhuriyet döneminde üretildiği iddia edilmiştir. Yayınlarda ve eğitim hayatında gerektiği gibi anlatılamamıştır.

Çanakkale Savaşı’nın yaşandığı dönemde yayımlanmış olan birçok gazete, dergi ve kitaplarda yer alan bilgiler ve diğer bazı tespitler, Atatürk’ün Çanakkale muharebelerindeki rolünü belirlemek için çok sayıda veri içermektedir:

1.Harp Mecmuası: İttihat ve Terakki tarafından cephe gerisine moral vermek amacıyla yayımladığı bu mecmuanın 2. sayısında “Anafartalar Grup Kumandanı Miralay Mustafa Kemal Bey” yazısı üstünde resmine yer verildiği gibi; Kireçtepe’de çekilmiş fotoğrafı derginin 4.sayısına kapak yapılmıştır. Mustafa Kemal’in Çanakkale’deki büyük başarıları İstanbul gazetelerinde manşet olunca İttihatçılar sansür koymaya başlamışlardır.  


2. “Yeni Mecmua
Çanakkale Nüsha-yı Fevkaladesi”nde (Çanakkale Özel Sayısı- 18 Mart 1918): Çanakkale’de kahramanlığı ile öne çıkan isimlerle cephede yapılan röportajlar bu özel sayıda yayımlanmıştır. Bu röportajlardan biri de gazeteci Ruşen Eşref (Ünaydın) ile Mustafa Kemal arasında, karargâh çadırında üç gün süren görüşmelere aittir. Yeni Mecmua’nın bu özel sayısı, yeni Türk harfleri ile günümüzde yeniden basılmıştır(Yeditepe). Bu röportajda yer alan anlatımlar, sanki o söylememiş gibi Çanakkale zaferi konulu yazı ve konuşmalarda kullanılmakta ama bu sözlerin kime ait olduğuna değinilmemektedir. Örnek: Bombasırtı’nda yaşananlar hakkında Mustafa Kemal’in anlatımı(s.359.):

“Biz kişisel kahramanlık sahneleriyle ilgilenmiyoruz. Yalnız size Bombasırtı olayını anlatmadan geçemeyeceğim:

Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 m… yani ölüm muhakkak. Birinci siperlerin hiç biri kurtulmamacasına kâmilen düşüyor. ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar gıpta edilecek itidal ve tevekkülle biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir çekingenlik göstermiyor. Sarsılmak yok… Okumak bilenler ellerinde Kur’an-ı Kerim cennete girmeye hazırlanıyorlar,  bilmeyenler Kelime-i Şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren hayrete ve tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki; Çanakkale muharebelerini kazandıran, bu yüksek ruhtur.”

3.Tasvir-i Efkâr Gazetesinde Yayımlanan Manşet Haber: Tasvir-i Efkâr Gazetesi/16 Teşrin-i Evvel 1331 (29 Ekim1915). Mustafa Kemal’in fotoğrafı altında: “Çanakkale kara savaşlarında fevkalade yararlılıkları görülen ve savunma emrindeki iktidar ve mahareti ile hakkıyla şan ve şeref ile boğazlar ve Hilafet makamını kurtaran komutanlarımızdan, doğuştan bahadır ve üstün kahramanlık sahibi Albay Mustafa Kemal Beyefendi” yazmaktadır.

4.Mustafa Kemal Paşa Adına Urfa’da Dikilen Anıt: Çanakkale gazisi askerler, memleketleri Urfa’ya döndüklerinde, komutanları Mustafa Kemal Paşa’dan övgü ile söz ettiler. O yıllarda Urfa mutasarrıfı olan Nusret Bey, gazilerin sevgi ve bağlılıklarını sembolleştirmek amacıyla 1917 yılında Mustafa Kemal Paşa adına bir anıt yaptırmıştır. Ayrıca Karakoyun Deresi üzerinde yeni açılan caddeye de onun adını vermiştir.

5. Padişah Vahdettin’in Mustafa Kemal Paşa’yı Takdimi: Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında Suriye Cephesine 7. Ordu komutanı olarak atanan Mustafa Kemal Paşa, Padişah Vahdettin’e veda ziyaretine gider. İçeri girdiğinde iki Alman subayı ile masa başında görüşme halinde olan Padişah, Almanlara kendisini şöyle tanıtır: “Anafartalar kahramanımız Mirliva Mustafa Kemal Paşa Hazretleri!”

6. Mustafa Kemal, Yarbay Rütbesiyle Katıldığı Çanakkale Savaşı sonunda General Oldu: Çanakkale Savaşı başladığında Kaymakam (Yarbay) rütbesinde olan Mustafa Kemal,1 Haziran 1915’te Miralay (Albay) rütbesine; Çanakkale zaferinden sonra ise Mirliva (Tuğ-Tüm General arası-Paşa) rütbesine yükseltildi. Bu rütbeler Çanakkale’deki büyük başarılarının sonucuydu. 34 yaşında “Paşa” olması zaten her şeyi açıklamaya yetmektedir.

7. Mustafa Kemal’e verilen Madalyalar: Çanakkale muharebelerindeki tarihi rolü ve askeri başarıları sebebiyle Mustafa Kemal’e verilen madalyalardan iki örnek:

Gümüş İmtiyaz Madalyası: Atatürk’e 30 Nisan 1915’te padişah V. Mehmet Reşat tarafından 19 ncu Tümen Komutanıyken Gümüş İmtiyaz Madalyası verilmiştir. Ön yüzünde Padişah II. Abdülhamit’in saltanat arması, arka tarafında ise “Devlet-i Aliyye-i Osmaniye uğrunda fevkalade sadakat ve şecaat ibraz edenlere mahsus madalyadır” yazısı vardır.(25 Nisan 1915 günkü başarısından beş gün sonra verilmiş olması dikkat çekiyor.)

Altın Liyakat Madalyası: 17 Ocak 1916’da padişah V. Mehmet Reşat tarafından verilen Altın Liyakat Madalyasının ön yüzünde; padişahın tuğrasıyla saltanat arması, arka yüzünde Osmanlı Türkçesiyle “Liyakat Madalyası sadakat ve şecaat ibraz edenlere mahsustur” yazısı bulunmaktadır.

***

ÇANAKKALE CEPHESİNDE ASKERİN YEMEK DURUMU

Çanakkale muharebeleri döneminde (25 Nisan - Aralık 1915) Mehmetçik hiçbir zaman aç ve susuz kalmadı. Ordunun ihtiyacı olan malzeme yurt içinden ve müttefiklerimiz Almanya ve Avusturya- Macaristan’dan sağlandı.

5.Ordunun yiyecek depolarındaki yiyecek durumu, her dönem için yeterli düzeydeydi. 23 Mayıs 1915 tarihinde stok seviyesi şöyleydi: 21 günlük ekmek, 13 günlük yemeklik, 40 günlük yem ihtiyacını karşılayacak malzeme vardı. Ordu ve kolordu dağıtım merkezlerinde birer aylık, birlikler üzerinde ise 20 günlük yiyecek stoku bulunuyordu.

Bombardıman nedeniyle mutfaklar gerilerde dere yataklarında kuruluyor, pişen yemekler cepheye dağıtılıyordu. Küçük eşekler bu işte kullanılıyordu. Tek aksama yemeğin zaman zaman soğumasıydı. Erlerin sabahleyin sıcak çorba içilmesi üzerinde hassasiyetle duruluyordu.

Mustafa Kemal Paşa: 25 Ocak 1917 Arıburnu Muharebe Raporunda yemek konusu: “Erlerin sıcak yemek yemesi hususuna çok fazla önem verilmişti. Savaş şartlarında dahi, iaşemiz hiçbir sekteye uğramayarak, asker mükemmel ve düzenli olarak beslenmiştir. Kıtalardan günlük iaşe raporları istiyorduk. Hücuma kalkmadan önce askerin karnı mutlaka sıcak yemekle doyuruluyordu. Mutfaklar cephe gerisinde olması nedeniyle, bazen yemek saatleri aksıyor bazen de sıcak yemekler soğuyordu. Bunun dışında sorun yoktu. Erlere günlük 3 bin kalori sağlayacak şekilde yemek veriliyordu. Günlük erzak ihtiyacı 400 ton civarındaydı. Yarımadada ortalama her gün için en az 300 civarında kasaplık hayvan mutfaklar bölgesine canlı olarak getiriliyor, bunlar pişirilerek cephedeki askere ulaştırılıyordu.”

Teğmen İbrahim Naci (71. Alay, 10. Bölük): “İaşe ise pek mükemmeldi. Asker bazen günde üç öğün yemek yiyordu.”    

Albay Hans Kannengiesser: “Askerler yemeklerden çok hoşnuttu.”        

Esat Paşa (3. Kolordu ve Kuzey Grup komutanı): “Çanakkale’de ordumuzun çok iyi beslendiği malumdur. Giyecek ve bilhassa yiyecek bakımından Türk askeri mükemmel durumdaydı.”

Yarbay Cemil (Conk): “Her ere günde 900 gram ekmek verilirdi. Sıcak yemeklere gelince; pirinç çorbası, etli fasülye, etli nohut, bulgur pilavı, kuru bakla ve hoşaf, çerez olarak da kuru üzüm ve kuru fındık verilirdi. Zaman zaman da tütün dağıtılırdı.”

Vehip Paşa:  Yemek için gönderilen malzemelerden şikayetçi olarak yazdığı 3 Ağustos 1915 tarihli  raporunda: “Erimizin güç ve cesareti, midesindedir, Mideye hizmet etmek gerekir” diyordu.

Çanakkale Zaferinin yıldönümünde; vatanları uğruna aziz canlarını feda eden tüm şehitlerimizi ve Atatürk’ü rahmetle anıyoruz.

Ahmet Necip Günaydın

<