Finansal kriz mi, itibar krizi mi?


Krize girmek, risklerle başa çıkamamak demektir. Ancak riskleri önceden görenler krizleri görmezler.



Finansal krizler itibarı olumsuz etkiler.

Geç ödemeye başlamak, çeklerinin arkasını yazdırmak, müşteriye ürünü zamanında teslim edememek, maaş ödemelerini geciktirmek gibi finansal konular kurumların itibarını zedeler.

 Çünkü, itibar güveni temsil eder.

 Tüm dünyada çeşitli dönemlerde ekonomik ve finansal krizler yaşanmaktadır.

 Şirketlerin %74 ‘ü en büyük krizler sırasında veya sonrasında şirket dışından danışmanlık talep etmişlerdir. Finansal danışmanlıklar her geçen gün önem kazanmaktadır.

 Krizlerle doğru mücadele edenler, doğru dış destek ile büyürler.

 İşin sırrı basittir. 

  1-Ne yaşadığının farkında olmak

  2-Durumu önce kendine itiraf edip kabullenmek

  3-Hızlı karar vermek

  4-Kök nedeni bularak doğru çözüme yönlenmek

  5-Hemen dış destek almak yeterlidir.

  Neden dış destek?

 Çünkü işletme körlüğü, firmaların bazı gerçekleri görmelerini engeller. Dış göz objektif ve net olarak durumu tespit eder.

Ekonomik daralma her kesimi etkilemektedir. Piyasanın genel daralmasının dışında, şirketlerin kendi iç krizlerinin de hassasiyet ile yönetilmesi gerekir. Yüklü alacağını tahsil edemeyen şirketin ödemeler dengesi bozulur.

Ya da büyük bir iş kazası; şirketi hem duygusal hem de finansal krize sürükler.

Nakit akışın bozulması, kimseyi ayırt etmeden   kuruluşların her seviyesine etki eder. Üstelik hem iç hem de dış paydaşlara da farklı şekillerde tesir eder. Kriz denilince akılara sadece ülkelerin ekonomik krizleri gelmektedir. Oysa ki bütünün parçaları firmalar ve bireylerdir. Şirketlerin %70 ‘i krizlerden direkt etkilenmektedir. %30 ‘u ise koruyucu önlemleri kullandıkları için daha az etkilenirler.

Şirket içinden ya da dışından kaynaklanan krizleri ayrıştırmak gerekmektedir. Firma yöneticileri kriz yönetimlerini ayrıştırmazlar ise gerekli önlemleri uygulayamazlar.

Her yanlış karar itibarı yok eder. Finansal aksaklıklar güveni sarstığı zaman itibar kaybolmuş demektir. Kaybolan vadeler, kaybolan banka limitleri, yok olan pazar payı demektir.

Krize girmek, risklerle başa çıkamamak demektir. Ancak riskleri önceden görenler krizleri görmezler.

 Ekonomist/ Sinem Toplan 

<