23 Nisan 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı 20.915.539 kişiye ulaştı.

Bursa 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a


ANMA,ANLAMA,UYGARLAŞMA

Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Hayrettin Şahin, 10 Kasım'a özel Rekabet.net için yazdı.

10 KASIM DUYGULARINA, DÜŞÜNCEYİ KATMAK

10 Kasım’lar Türkiye Cumhuriyeti’nde çok haklı olarak bir “YAS” günüdür. Kurtarıcı ve kurucu Önderi’ni yitirdiği gündür. Ulus olarak duygularımızı ve minnettarlığımızı sunmak boynumuzun borcudur. Sadece “Kurtarıcı Kahraman” kimliği ile sınırlı kalsaydı; tüm bunlar olağandı ve yeterliydi. Kahramanlar minnetle, şükran ve sadakatle anılırlar. Onlar halklarının gurur kaynağıdırlar. Onlar gelecek kuşaklara değer katarlar. Örnek olurlar.

Ancak GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK aynı zamanda bir “Kurucu Önder’dir”. Bu yönü düşünüldüğünde duygu ve minnettarlığı akıl ve mantık etkinliği izlemelidir ki, kurulan Cumhuriyetin niteliği kavranılmış olsun. Böyle günler tarihsel muhasebe ve muhakeme günleridir aynı zamanda.

GAZİ, sadece “CUMHURİYET” kurmadı. O’na anlam verdi. Yoksa bu cumhuriyetin İran Cumhuriyeti’nden, Saddam Cumhuriyetin’den, vb. bir farkı olmazdı.

Türkiye Cumhuriyeti, laik, sosyal, hukuk devletidir.

Bireyin, eğitiminden, sağlığından, geçiminden, mal-can güvenliğinden sorumludur.

Türkiye CUMHURİYETİ’nin hedefi; “çağdaş uygarlık” düzeyinin üzerine çıkmaktır. Demokrasiyi, hukuk devletini, bilimin rehberliğini, felsefenin önemini, yurttaşlık bilincini içselleştirmiş demektir. Bu ruha sahip olmak demektir.

Türkiye Cumhuriyeti, ulus egemenliğine dayalı; ulusal devlettir.

 Türkiye Cumhuriyeti, fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeyi amaç edinmiştir. Bu değerlerle donanmış insan çağımızın “AYDINI” ve “BİLGESİDİR”.

Bu “AKLINI” özgürce ve yüreklice kullanma erginliğine erişmiş birey olmak demektir.

Türkiye Cumhuriyeti, emperyalizme karşı kazanılan savaş sonucu kurulmuştur. Anti emperyalisttir. Ezilen halklara esin kaynağı olmuştur.

 1919 – 1938 döneminde Gazi’nin, söylediklerini, yaptıklarını incelediğinizde bu yüce değerleri ve ufku görürsünüz. Bir kısmını gerçekleştirmiş olduğuna bir kısmını amaçladığına tanık olursunuz.

Devrimin bu yönleri 1946’dan sonra giderek etkisizleştirilmiştir. Kahramanlıklarının

övülmesiyle yetinilmiştir. Adeta ATATÜRK sevgisi ATATÜRKÇÜLÜĞÜN anlaşılmamasına alet edilmiştir.

Devrim bilinci, yeni kuşaklara verilmemiştir. Kurtuluş Savaşı verdiğimiz emperyalizm, sosyal,

kültürel ve her alanda geri dönmüştür. İçerde ise Cumhuriyet değerlerine adeta savaş açılmış

kurumlar etkisizleştirilmiş ve içleri boşaltılmıştır. Karşı devrim süreci kendine yaraşır biçimde kör kütük yol almaktadır.

 Ölümü üzerine birkaç görüş:

11 Kasım 1938 günü Türkiye’nin Londra

Büyükelçiliğine M. D. Gurbette,”…Modern tarihte, uluslararası sorunlarda Kemal Atatürk kadar akıldan ve zekâdan yana olan bir başka sima tanımadım. Diktatörlerin kabadayılık ve sertlikle başardıkları veya başaramadıkları işleri, O, parlak zekâsını kullanarak

başardı…

Hemen hemen hiç üniformasız görünmeyen o onbaşılar, çavuşlar (Hitler, Mussolini) parlak bir general olduğu halde, törenlerde sivil giyiniyordu.

Yine Londra‘dan Prof. M. Grotheohl, Türkiye’ye gönderdiği 11 Kasım 1938 başsağlığı

mektubunda ” Kadınlara oy hakkı kampanyasını savunmuş olduğum için kendi memleketimde hapse girmiş bir İngiliz olarak Türkiye Cumhurbaşkanının

ölümü üzerine derin üzüntülerimi sunabilir miyim?

O’nun kendi ülkesinin kadınları için yaptıkları, bütün dünyanın feministlerince ebediyyen minnetle anılacaktır. Yaşasın Kemal ATATÜRK’ÜN “ÜLKÜLERİNE”dayanan Türkiye Cumhuriyeti.”

Hint Yarımadası’nda (Hindistan,Pakistan, Bangladeş bir arada iken) tüm belediye meclisleri yayınladıkları bildirilerde özetle;

” … Doğunun Kahramanı, Batı Emperyalizminin yenilebileceğini öğreten önder” olarak nitelendirilmiştir.

 Bu örnekler çok çoğaltılabilir.

 Kendinin kendisinden sonraki görüşü ne?

TBMM kürsüsünden “… İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal … İkinci Mustafa Kemal onu “ben” sözcüğü ile ifade edemem; O, ben değil, bizdir! O, ülkenin her köşesinde yeni düşünce, yeni yaşam ve büyük ülkü için uğraşan aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların düşünü temsil ediyorum. Benim girişimlerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir. O, Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.

Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!”

 Evet, yaşaması ve başarılı olması gereken “MUSTAFA KEMAL” olmak için: ağıt mı yakalım?

Yoksa Gazi’nin yaptığı gibi; akranlarından nasıl ve neden farklılaştığını mı araştıralım?

İnsana, dünyaya ve evrene nasıl baktığına mı bakalım?

Sorunlara nasıl teşhis koyduğuna ve sorunları nasıl çözdüğüne mi bakalım?

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’Ü anlamak ve düşünce dünyasını kavramak; MUSTAFA KEMAL’ler çıkarmanın başlangıcıdır.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK taraftarı olmaktan çok ATATÜRK gibi düşünmeyi öğrenmeliyiz.

 

Hayrettin ŞAHİN

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kuşadası Körfezi’nde 4,2 büyüklüğünde deprem

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.