- yüzyılda kırsal kökenli üç reform hareketi (Vahhabilik, Sunusilik ve Mehdiyyelik) Avrupa tarzı reformlara karşı direniş eğilimlerinin temsilcisiydi. Bugün de farklı isimler altında aynı karşı duruşu görüyoruz. Jön Türk devrimi, Osmanlı anayasasını yeniden uygulamaya sokmuş ve yeni kurumlarla öğrenim görüp, reform yapmaya ve bu suretle Osmanlı Devleti’ni kurtarmaya kararlı bir grup subayı ve kamu görevlisini iktidara getirmişti. Araplar, Osmanlı sonrası bir düzene hazır olmadıkları gibi, onları İngiliz ve Fransız işgalcilerin idaresine sokan bir düzene hiç hazır değillerdi. Bu yüzden 1920’yi izleyen çeyrek yüzyıl boyunca Arap liderlerinin zihinlerini, Avrupalı devletlerden tam bağımsızlığa kavuşmak ve yeni devletleri için milli kimlikler oluşturmak gibi meseleler meşgul edecekti. Arap halkları için Birinci Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı Devleti’nin parçalanması, sadece belirli bir devletin sonunun gelmesi anlamı taşımıyordu. Bu aynı zamanda 400 yıldır davranışlarını şekillendiren siyasal, sosyal, ekonomik ve dini düzenin de sonu demekti. Osmanlı Devleti’nin dağılmasıyla birlikte Arap seçkinleri kendi devletlerini kurmaya yöneldi. Araplar daha önce Osmanlı Devleti’nin tebaası iken şimdi kendilerine Iraklılar, Suriyeliler, Lübnanlılar, Ürdünlüler, Filistinliler olarak yeni kimlikler inşa etmek zorunda kalmışlardı.
Fransızların Suriye üzerindeki iddiaları
yüzyılda kırsal kökenli üç reform hareketi (Vahhabilik, Sunusilik ve Mehdiyyelik) Avrupa tarzı reformlara karşı direniş eğilimlerinin temsilcisiydi. Bugün de farklı isimler altında aynı karşı d...



YORUMLAR (0)
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın