- Çiğ besin temizlenir, yıkanır ve işlenmeye uygun hale getirilir. Sebze ve meyveler için temizleme işlemi çoğunlukla havuzlarda ya da taşıyıcı bant üzerinde basınçlı suyla yıkama yöntemiyle yapılır.
- Konservenin cinsine göre besinin kabuk, çekirdek, kılçık gibi istenmeyen kısımları ayrılır. İstenilen boyutta doğranır, parçalanır veya püre haline getirilerek ambalajlamaya uygun hale getirilir.
- Bitkisel ürünlerde bulunan enzimler ürünlerde renk, doku ve benzer özelliklerin değişmesine neden olur. Bu nedenle, enzimlerin faaliyetinin durdurulması amacıyla çoğu bitkisel ürün öncelikle kaynar suda kısa bir haşlama işlemine tabi tutulur ve sonrasında pişmeyi durdurmak için hızla soğutulur. Bu işlem aynı zamanda ürünlerin yumuşamasını ve ambalajlamaya daha uygun hal gelmesini sağlar.
- Ürün cinsine göre özel teneke veya cam ambalajlara doldurulur. Konservenin cinsine göre tuzlu su veya şekerli su eklenir.
- Doldurulan ambalajlar sıcak su veya buhar kazanlarından geçirilerek olası hava kabarcıklarının uzaklaştırılması sağlanır. Kaplarda vakum oluşması için ortam hazırlanır.
- Ambalajlar kapatılır ve üründe bulunabilecek mikroorganizmaları ve sporları öldürecek düzeyde yüksek sıcaklıkta yeterli süre ısıl işlem uygulanarak, sterilize edilir.
Evde yapılan konservedeki ölümcül risk; "Botulinum"
Besinleri konserve ederek saklama yöntemi ve teknolojisi eski ama etkin bir saklama yöntemdir. Aslında bir ‘’Isıl işlem’’dir. Besinin mikroplara ve enzimlere bağlı bozulmasını önleyen bir yöntem de...
Besinleri konserve ederek saklama yöntemi ve teknolojisi eski ama etkin bir saklama yöntemdir. Aslında bir ‘’Isıl işlem’’dir. Besinin mikroplara ve enzimlere bağlı bozulmasını önleyen bir yöntem de diyebiliriz.
Konserve yapımının tarihi oldukça eskidir. Başlangıcı 1800‘lü yılların başıdır. Konserve, gıdaların bozulmasına neden olan mikropların varlığı henüz bilinmezken, Napolyon’un savaşlar sırasında Fransız ordusunun ihtiyaç duyduğu yiyecekleri bozulmadan cepheye ulaştıracak yöntemi aramasıyla başlar. Cam kavanoz içinde pişirilen ve hava almayacak şekilde saklanan besinlerin, kavanozun kapağı açılmadığı sürece bozulmadığını keşfeden kişi ise Nicholas Appert’dir ve 1810'da geliştirdiği bu yöntemle Napolyon’un koyduğu ödülü kazanır.
Konserve yönteminin gelişmesi, Fransız kimyager ve mikrobiyolog Louis Pasteur’ün gıdaların bozulmasına mikropların neden olduğunu bulması ile hız kazanır. Mikroorganizmaların ısı uygulanarak yok edilebildiğini ortaya koyması ile konserve yapımı 1860'larda bilimsel bir boyut kazanır.
İlerleyen yıllarda İngiltere'de teneke kutularda saklama çalışmaları cam kavanozlar yerine kullanılmaya başladı. İlk yıllarda halkın, maliyeti yüksek olan konserve gıdaları alabilmesi zordu. Daha çok askeriye ve uzun keşif seferlerine çıkan kişiler kullandılar.
İlerleyen yıllarda şehirleşmenin ve şehir nüfusunun artışı, konserve gıdalara talebi artırdı. Teneke kutularda konserve yapılması endüstriyel boyuta taşındı. Düşen maliyetler, halkın bu teknolojiden faydalanabilmesine olanak sağladı.
Günümüzde sıcaklık ile sterilizasyon, gıdaların korunması için en geçerli ve güvenilir yöntemdir. Asiditesi yüksek olan domates ve meyveler veya sirke, limon tuzu gibi dışarıdan asit eklenen besinler suyun kaynama derecesinde işlenebilir. Asitli olmayan gıdalar ise daha yüksek sıcaklıklara, basınç altına işlenmeye gereksinim duyarlar.
Endüstriyel anlamda yapılan üretim birçok adımdan oluşur.



YORUMLAR (0)
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın