Fotoğraf: Aytuğ Can Sencar/AA
Adaletsizlikle mücadelenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi hareketinin temel bir meselesi olduğunu dile getiren Altun, Erdoğan'ın şimdi ise bu mücadeleyi küresel alanda, dünya sistemi için verdiğini ifade etti.
Karşı karşıya kalınan küresel adaletsizliğin kaynağında, Batılı sömürge düzeni ve yine bu sömürge düzenini pekiştiren, tahkim eden "Batıcı bağımlılık sistemi" olduğunu kaydeden Altun, bugün bu adaletsizlik üreten küresel sistemin, birçok risk ve krizle karşı karşıya olduğunu aktardı.
Savaşlar, ekonomik krizler, salgınlar, afetler, göçler, terörizm, ırkçılık gibi birçok sorun ve meydan okumanın, dünyadaki zulüm politikalarını derinleştirdiğini söyleyen Fahrettin Altun, "Eğer adalet yoksa hak yoktur. Adaletsizlik varsa hak yoktur, insan hakkı hiç yoktur. Savaş açmamız gereken, mücadele etmemiz gereken tam da bu adaletsizliktir." dedi.
Bugün küresel alanda yaşanan "adalet krizi"ne eşlik eden "hakikat krizi"nin yaşandığını, bu iki krizin, insan haklarının önünde duran iki büyük düşman olduğunu belirten Fahrettin Altun, hakikatin en asli bileşeninin doğru bilgi olduğuna işaret etti.
Medyanın bu süreçte, tarihsel ve güncel olarak nerede durduğunun sorulması gerektiğine işaret eden Fahrettin Altun, medyanın, toplumun, kamunun çıkarını savunan bir dördüncü kuvvet ve siyaset üstü bir mekanizma olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Altun, süreçte medyanın, bireylere sağlıklı bir enformasyon akışı sağlayamadığını, hakiki iletişim için bir zemin teşkil etmediğini kaydetti.
Küresel sosyal medya şirketleri
Altun, bugün yaşanılan çağda, küresel medya şirketlerinin, sosyal medya platformlarının, küresel iletişim akışına ideolojik bir çerçevede yön vermeye başladıklarını, tahrif edilmiş bilgileri yaydıklarını, sistematik dezenformasyon ürettiklerini, bütün bunların başlı başına insan hakları ihlalleri olduğunu vurguladı. İletişim Başkanı Altun, şöyle devam etti: "Karşımızda bir dijital faşizm rejimi ve bu dijital faşizm rejimini ayakta tutmaya çalışan dijital diktatörler var. Karşımızdakini çok iyi bilmeli ve tanımalıyız. Bunların en temel iktidar stratejisi ise gündelik hayatlarımızı kolonileştirmek, sömürge altına almak. Bu hedefe ulaşmak için, bu yapılan yapay, aşırı tüketim kültürünü özendirmeye çalışmakta, insanları uyuşturan dijital bağımlılık sistemini ayakta tutmak için çabalamakta, gizli sansür ve örtülü özendirme yöntemleriyle siyasal davranış değişikliklerini medyana getirmeye çalışmaktadırlar. Bütün bu süreçlerde elbette devletlerin ve özellikle Batı dışı devletlerin denetim, düzenleme ve hukuki müdahalelerinden kendilerini muaf tutmaya çalışmaktadırlar. Kendilerini hukukun üstünde konumlandırıp hesap vermek istememektedirler.""Biz de İngiltere Başbakanı'nın söylediğini söylüyoruz"
İngiltere'de yaşanan olayların yakından takip edildiğini ve İngiltere Başbakanı'nın bu olaylar üzerine dün sosyal medya platformlarına bir çağrı yaparak, "İki büyük sosyal medya şirketine ve yönetenlere sesleniyorum, şiddet olayları internet ortamında görülmektedir, bu bir suçtur ve sizin platformlarınızda yapılıyor. Hukuk her yerde geçerli olmalıdır." diye seslendiğini aktaran Altun, şöyle konuştu: "Biz de İngiltere Başbakanı'nın söylediğini söylüyoruz. Herhangi bir şekilde internet ortamında suçun teşvik edilmesini doğru bulmuyoruz. Hukuk her yerde geçerli olmalı diyoruz. Esas itibarıyla bu şirketler, İngiltere Başbakanı böyle söylese de Batılı devletler için ayrı, Batılı olmayan devletler için ayrı bir tutum takınıyorlar. Sosyal medya şirketlerinin ilişkilerinde özenli davrandıkları Batılı devletler dahi bir regülasyon ihtiyacından bahsediyorlar. Bu şirketler çoğunlukla Amerikan, Alman, Fransız yasalarına saygı duyarken, örneğin Türkiye Cumhuriyeti yasalarına saygı duymuyorlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti egemen bir devlet olarak, bağımsız devlet olarak elbette bunu kabul etmez, edemez. Biz bunu her zaman söylüyoruz. Nasıl ki Mavi Vatan'da, Gök Vatan'da varlık gösteriyor, egemen haklarımıza sahip çıkıyorsak, aynı şekilde siber vatanda da haklarımıza, egemenliğimize sahip çıkmak zorundayız. Bizim bu sosyal medya platformlarından beklentimiz çok açıktır. 'Hukukumuza, egemen haklarımıza, vatandaşlarımızın ifade özgürlüğüne saygı duyun. Terörizme, örgütlü suçlara, yasal olmayan faaliyetlere zemin hazırlamayın. Türk yargısıyla, emniyetiyle, kurumlarıyla işbirliği yapın.' Devletimiz bu mücadeleyi kamu çıkarı için, vatandaşının hak ve özgürlükleri için vermektedir. Bu mücadeleyi verirken popülizm namına somut verilerle bağdaşmayan yorumlar yaparak, açıkça yalan söyleyerek, bizleri hedef alanları da maşeri vicdanın insafına bırakıyorum. Peki ne yapmalıyız? Doğru bilgi, hakikat, temiz iletişim için mücadele etmeliyiz, savaşmalıyız."



YORUMLAR (0)
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın