01 Aralık 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

Bursa
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Artan Fiyatlarla Mücadelede Yeni Yöntem: İhracatı Kısıtlama

İhracatı kısıtlamak kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de uzun vadede yol açtığı zarar daha fazla. Öncelikle; yurtiçi fiyatlar, maliyet baskısı altındaki tarım üreticilerine zarar veriyor ve yeni yatırım teşvikini azaltıyor

Covid sonrası dönemde hem Dünya’da hem de Türkiye’de gıda fiyatlarında ciddi artışlar var. Türkiye’de Eylül ayında gıda enflasyonu %28.8 ile manşet enflasyonun çok üzerinde. Üstelik gıda enflasyonu hane halkının en yakından hissettiği enflasyon. En düşük gelir grubunda harcamaların %30’undan fazlası gıda harcaması. Gıda fiyatlarındaki artış en çok bu grubu etkiliyor. Politikacılar için gıda fiyatlarındaki artış oy kaybı anlamına gelebiliyor. Haliyle müdahale etmek şart.

Gıda fiyatlarındaki artışın hem küresel ölçekte hem de Türkiye özelinde birçok nedeni var. Bu sene maalesef kurak bir seneydi ve tarım ürünlerinde verimlilik düştü. Ama onun dışında tarımsal girdilerin fiyatlarındaki artış inanılmaz boyutlarda. Tohum fiyatları son bir yılda %30 artarken elektrik %80 arttı. Gübre fiyatları ise rekor üzerine rekor kaydetti. DAP gübresi %142, üre gübresi %120 arttı. Bu artışta kurdaki sıçramanın payı büyük. Keza azotlu gübrede ithal girdi oranı %95.

Tarım ürünlerindeki fiyat artışlarını ithalatla terbiye etmeye alışmıştık. Örneğin; geçtiğimiz aylarda buğday, arpa, çavdar gibi ürünlerde gümrük vergisinin yılsonuna kadar sıfır olarak uygulanacağı açıklanmıştı. Geçen hafta ise nohut, gübre, amonyak ve sülfürik asit gibi mallar ihracatı kayda bağlı mallar listesine alındı. Haziran’da da makarna ve bulgur gibi ürünler ihracatı kayda bağlı mallar listesine alınmıştı. Bu sayede ihracatı kayda bağlı mallar listesi daha da genişledi. Kayda bağlı mallar listesi kapsamına almak, malları ihraç etmeden önce gümrük beyannamelerinin İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliğince kayda alınması anlamına geliyor. Amaç ihracatı kontrol etmek ve zorlaştırmak. Yani basitçe ihracatı kısıtlayarak yurtiçi piyasalarda bu malların arzının artmasını sağlamak ve fiyat üzerindeki baskıyı azaltmak.

İhracatta kısıtlama işe yarar mı?

Tarım ürünleri hassas ürünler. Zaman zaman ihracatı kısıtlama tüm Dünya’da başvurulan bir yöntem. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) de GATT anlaşmasında (11 /a) kıtlığı önlemek adına gıda maddelerinin ihracatında kısıtlamaya müsaade ediyor. Ancak politikanın uygulama örnekleri açısından pek başarılı olduğu söylenemez.

2007-08’de gıda fiyatları tavan yaptığında pek çok Asya ülkesi bu yöntemi uyguladılar. Özellikle bölgede pirinç fiyatlarının artmasının ardından Vietnam, Kamboçya gibi pirinç üreticileri ihracata kısıtlama getirdi. Arjantin de fiyat artışlarını önlemek için Peron döneminden beri sık sık bu yönteme başvuruyor. Geçen hafta Arjantin yeniden tahıl ihracatına kısıtlama getirileceğini açıkladı. Rusya’da benzer şekilde buğdayda ihracat kotası uygulamaya başlayacak.

İhracatı kısıtlamak kısa vadede işe yarıyor gibi görünse de uzun vadede yol açtığı zarar daha fazla. Öncelikle; yurtiçi fiyatlar, maliyet baskısı altındaki tarım üreticilerine zarar veriyor ve yeni yatırım teşvikini azaltıyor. Dolayısıyla uzun vadede üretim daha da azalıyor. İkinci olarak, ihracatçılarınız uluslararası piyasalarda pazar payı kaybediyor. Örneğin, 2011’de Tayland pirinç ihracatını kısıtladığında pazarı Hindistan’a kaptırdı. Son olarak; ihracatçı bir ülke olarak güvenilirliğiniz kayboluyor. Gıda tedarik zincirleri size güvenmiyor ve tedarik zincirlerine girmeniz zorlaşıyor. Yani uluslararası rekabette fırsatları kaçırmanıza neden olabiliyor.

Dünya’da ve Türkiye’de artan gıda fiyatları bir sorun. Üstelik küresel ısınma sonucu kuraklığın daha da artması gıda fiyatları üzerinde baskının artmasına neden olabilir. Ama fiyat artışlarını hem yurtiçi hem de yurtdışı piyasalara müdahale ederek çözmek mümkün değil. Üstelik bu yöntem uzun vadede uluslararası ticaret potansiyelimize zarar verir.

Gıda enflasyonu ile mücadele elzem tabi. Ama öncelikle maliyet baskısını azaltmak gerek. Kurdaki artış özellikle mazot ve enerji girdilerinde önemli bir baskı unsuru. Kurda istikrar sağlanmadan gıda fiyatlarındaki artışı önlemek mümkün değil. Tabi beklenen Hal Yasası düzenlemesi ve fire oranının düşürülmesi gibi bazı önlemleri de almak gerek. Yani iş yine yapısal önlemlere dayanıyor. Devletin ekonomideki asıl görevini unutmayalım. Devletin asıl görevi piyasadaki aksaklıkları düzeltmek. Piyasaya direk müdahale etmek bugün çözüm gibi görünse de yarın yeni sorunlar olarak karşımıza çıkar.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

TÜSİAD’dan demokrasi, laiklik ve Merkez Bankası bağımsızlığı çağrısı

HIZLI YORUM YAP

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.