22 Eylül 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

Bursa 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

“Cumhuriyet; gelecektir”

“Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve devam ettirecek sizsiniz.”

“Cumhuriyet”, halk idaresi anlamına gelen Arapça bir kavram olmakla birlikte, Türkçeleştirildi. Arap ülkelerinde bu şekliyle kullanılmamaktadır.

Batıda “res publica” , “republic” şeklinde ifade edilen Cumhuriyet, demokrasinin uygulama biçimlerinden birisi olarak, milli devletlerin tercih ettiği bir hükümet ve devlet şeklinin adıdır.

Meşruti monarşiler kral ya da padişahın iktidarına halkı ortak ederken; Cumhuriyet, mutlak otoriteyi tümden kaldırarak, egemenliği tümden millete veren bir yönetim şekli olmuştur.

Atatürk’ün Cumhuriyet anlayışı Fransız Devrimi’nin etkilerini taşımaktadır. Bu devrimle egemenlik yalnız halka verilmekte, paylaşılmaz, devredilmez bir niteliğe sahipti. Atatürk, meşruti yönetimin yıkılarak, yerine demokratik temellere dayanan, evrensel nitelikte bir yönetimin kurulmasını öngörmüştür.

Türk demokrasisi Fransız ihtilalinin açtığı yolu takip ederken, kendisine has seçici bir vasıfla gelişme göstermiştir.

Cumhuriyet’in Türkiye’de var olması Atatürk’ün özel çabası ve zamanlamasının bir sonucudur. Batıdaki siyasal gelişmeleri yakından inceleyerek milletimize en layık yönetimi getirme heyecanının, bilincinin eseri olmuştur.

Fransa’da ihtilal günü, meclis girişinde asılı olan “Fransız Kralının Meclisi” levhası indirilerek, yerine “Fransız Milletinin Meclisi” sözü asılmıştır. Osmanlı meclisinde riyaset makamı üzerinde “Padişahım Çok Yaşa” sözü asılıyken; TBMM’de “Hakimiyet Milletindir” şeklini almıştır.

31 Mart Ayaklanmasını bastırmak üzere İstanbul’a gelen Hareket Ordusu subayları Sultan Ahmet Meydanı’nda “Republic!” diye bağırırlarken aralarında Mustafa Kemal de vardı.

Mustafa Kemal Paşa’nın 9. Ordu Müfettişliği kararnamesi son imza aşamasında Padişah M. Vahdettin’in önüne geldiğinde, isminin yanında silik şekilde şu not yer alıyordu: “Cumhuriyetçi olduğu söyleniyor. Dikkat edilmeli”. Vahdettin, yakından tanıma fırsatı bulduğu, askeri sicilini bildiği Mustafa Kemal Paşa için tereddüt geçirmedi ve kararnameyi onayladı.

Atatürk, Erzurum Kongresi döneminde, 20 Temmuz 1919 günü Mazhar Müfit Bey’e (Kansu) şu sözlerini not ettirmişti: “Açıkça söyleyeyim, hükümet şekli, zamanı gelince Cumhuriyet olacaktır.”

Atatürk Cumhuriyetten bahsetmeden, milli egemenlik esasları çerçevesinde, her an cumhuriyete doğru yürüyecek şekilde süreçleri yürütmüştür.

29 Ekim 1923 günü 1921 Anayasası’nın 1. Maddesi sonuna “Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyettir” sözü eklenmiştir. Diğer bazı maddelerde TBMM, Bakanlar Kurulu, Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile ilgili hususlara yer verilmiştir. Ayrıca 2. Madde’ye “Devletin resmi dilinin Türkçe olduğu” eklenmiştir. (Çok uluslu Osmanlı Devleti anayasası olan Kanun-i Esasi’nin 18. Maddesinde de devletin resmi dilinin Türkçe olduğu açıkça ifade edilmiştir.)

Cumhuriyet’in ilanı ile ‘Meclis Hükümet Sistemi’nden, ‘Kabine Sistemi’ne geçilmiş; Türkiye Devleti’nin adı Türkiye Cumhuriyeti Devleti; TBMM Hükümeti’nin adı da Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olmuştur.

Cumhuriyet bir döneme adını verdi. Çağdaş, laik ve millî yapısı ile modern Türkiye’nin oluşmasını ve tüm yeniliklerin hayata geçirilmesini sağladı.

Atatürk 1933’te: “Cumhuriyet rejimi demek, demokrasi ile devlet şekli demektir. Biz Cumhuriyeti kurduk. O on yaşını doldururken, demokrasinin bütün icaplarını sırası geldikçe yürürlüğe koymalıdır.” diyordu.

Türkiye’yi yakından tanıyan Arnold Toynbee, 1926 yılında yazdığı “Türkiye- Bir Devletin Doğuşu” isimli kitabında, Türkiye’de Cumhuriyetin ilanı üzerine düşüncelerini anlatırken şu ifadeleri kullanır: “Bir ulus, yalnız eski şeylere yeni adlar takmakla, düşünce biçimini değiştiremez ve kendini yüzyıllardan beri süren geleneklerden kurtaramazdı. Bir söz vardır: ‘Pars beneklerini, Habeş derisini değiştiremez’ derler. Eski krallık yönetimi de bir gün içinde Cumhuriyete dönüştürülemez.”  

Toynbee’nin şu ifadesi de dikkat çekici: “Türkiye’de Cumhuriyetin gelişi bir halk hareketi ve demokratik gelişmenin tabii bir ürünü değildir. Bunun nedeni halkın politik alanda eğitilmemiş olmasıdır.”

Ülkemizde Cumhuriyet ve Demokrasi ne kadar içselleştirilmiş, ne kadar yol kat edilmiştir. Zaman Toynbee’yi haklı çıkarmış mıdır?

Batıdaki siyasal aşamaları gecikmeli yaşayabildik. İslam dünyasında Cumhuriyeti ilk benimseyen ülke olma ayrıcalığına sahibiz. Sahip olduğumuz kurumları ve deneyimleri çok önemsiyoruz. Demokrasi yolunda elbette eksiklerimiz var. Unutmamalıyız ki demokratik talepler, toplumun ekonomik ve eğitim düzeyi ile orantılı olarak gelişiyor.

Türkiye, 1945’te yasal olarak çok partili hayata geçti. 1923’ten 1945’e kadar yaşanan iç ve dış sorunları da dikkate alırsak, Cumhuriyet şeklini Demokrasi ile buluşturmakta geç kalınmadığını söyleyebiliriz. Fransa’da dahi büyük kesintilerin yaşandığı, farklı dönemlerden geçildiği de tarihi bir gerçektir.

Atatürk: “Ey yükselen yeni nesil! Gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve devam ettirecek sizsiniz” derken; Demokrasiyi “yükselen bir deniz” olarak nitelendirerek bizlere hedef olarak göstermiştir.

Demokraside birden fazla şey arasında seçim yapılır, seçilenler belli bir süre için görevlendirilir ve denetlenir. Muhalefet ve hür basın demokrasinin vazgeçilmezleridir. Hukuk devleti olmak ise modern ve gelişmiş bir devlet olmanın gereğidir.

Atatürk’ün “Çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkma” hedefine ulaşmamız dileğiyle…  

“Türk milletinin karakter ve âdetlerine en uygun olan yönetim, Cumhuriyet yönetimidir.”

 “Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir.”

“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yaşayacaktır.”

Cumhuriyet’in 96. yıldönümünü yürekten kutluyoruz.

-Ahmet Necip Günaydın-

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Kestanede milyonlarca dolar zararı ‘torymus’ önleyecek

HIZLI YORUM YAP

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.