09 Mart 2026 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

jojobet
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler
1xbetbetpasmariobet
escort konya
a
en iyi rulet siteleri

AB’nin “Made in Europe” Düzenlemesi Türkiye İçin Fırsat Ama Riskler Sürüyor

Avrupa Komisyonu tarafından 4 Mart 2026 tarihinde taslak olarak kabul edilen yeni sanayi düzenlemesi, Avrupa Birliği’nin üretim kapasitesini artırmayı ve tedarik zinciri güvenliğini güçlendirmeyi hedefliyor.

BUSİAD Ekonomi Danışmanı Doç. Dr. Derya Hekim’in hazırladığı rapora göre, söz konusu düzenleme Türkiye açısından önemli bir fırsat sunarken, aynı zamanda dikkatle izlenmesi gereken bazı riskleri de barındırıyor.

Rapora göre, Türkiye’nin Gümrük Birliği entegrasyonu sayesinde “Made in Europe” (AB menşeli) kapsamında değerlendirilmesi, Türk sanayisi açısından olumlu bir gelişme olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin bu kapsam dışında kalması halinde Avrupa ile ticarette ciddi kayıplar yaşanabileceği belirtilirken, mevcut durum sanayi için “önemli bir nefes alma alanı” olarak değerlendiriliyor.

Ancak düzenlemenin henüz taslak aşamasında olması nedeniyle sürecin tamamlanmadığına dikkat çekiliyor. Raporda, taslağın Avrupa Birliği’nin olağan yasama süreci kapsamında Avrupa Parlamentosu’nda görüşüleceği ve ardından AB Konseyi ile yapılacak üçlü müzakereler (trilog) sonucunda nihai halini alacağı belirtiliyor. Bu sürecin 2026 sonu veya 2027 başına kadar uzayabileceği ifade ediliyor.

Raporda ayrıca, Parlamento görüşmeleri sırasında özellikle korumacı politikaları savunan bazı AB ülkelerinin, taslak metindeki istisnaları daraltmaya yönelik girişimlerde bulunabileceği uyarısına da yer veriliyor. Bu nedenle Türkiye açısından mevcut kazanımların yasalaşana kadar korunmasının kritik önemde olduğu vurgulanıyor.

Öte yandan raporda, Türkiye’nin elde ettiği “Made in Europe” statüsünün tek başına ayrıcalıklı bir konum sağlamadığına dikkat çekiliyor. AB’nin taslakta yer verdiği “entegrasyon ülkeleri” ve “güvenilir ortaklar” tanımının yaklaşık 40 ülkeyi kapsadığı, dolayısıyla Avrupa pazarında rekabetin yalnızca AB üreticileriyle sınırlı kalmayacağı belirtiliyor. AB’nin gelecekte serbest ticaret anlaşması imzalayabileceği ülkelerin de bu kapsama dahil olabileceği ifade ediliyor.

Raporda özellikle kamu alımları başlığı kritik bir alan olarak öne çıkıyor. Avrupa Birliği’nin kamu ihalelerinde “karşılıklılık” ilkesini katı şekilde uygulayabileceği belirtilirken, Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü Kamu Alımları Anlaşması’na taraf olmaması ve Gümrük Birliği’nin kamu alımlarını kapsamamasının risk oluşturabileceği değerlendiriliyor.

Ayrıca Türkiye’de uygulanan yerli malına fiyat avantajı ve bazı ihalelerdeki yerli malı zorunluluğunun, Avrupa Birliği tarafından korumacı uygulama olarak yorumlanabileceği ve bunun da karşılıklılık ilkesi kapsamında Türkiye’nin AB kamu ihalelerine erişimini sınırlayabileceği ifade ediliyor.

BUSİAD Ekonomi Danışmanı Doç. Dr. Derya Hekim’in raporuna göre, malların AB ticaretinde Avrupa menşeli kabul edilmesi önemli bir kazanım olsa da, kamu alımları alanındaki mevcut asimetri Türkiye açısından risk oluşturmayı sürdürüyor. Bu nedenle hem Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik diplomatik girişimlerin artırılması, hem de kamu ihale mevzuatının AB ile uyumlu hale getirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Toklu ihracatının önü açıldı

HIZLI YORUM YAP



bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan