25 Temmuz 2022 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

Bursa 29°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

bettilt giriş

a

FED ne yapacak?

Bu Çarşamba gözler ABD merkez bankası FED’de olacak. Bu toplantıda şimdilik FED’in faizleri 75 bp artıracağı beklentisi hâkim. Ben de 75 bp’lik bir artış olacağını düşünüyorum.

Geçtiğimiz hafta Merkez Bankaları haftasıydı. İçeride artık çok da merak edilmeyen bizim Merkez Bankamızın kararı vardı. Çok da merak edilmiyor çünkü artık hemen hemen herkes faizin %14 düzeyinde sabit tutulacağı konusunda hem fikir. Öyle de oldu. Politika faizi yine sabit bırakıldı. Karar metnine baktığımızda ise geçen ay ile ilgili neredeyse değişen bir şey yok. Maalesef hala gerçeklerle uyuşmayan ve rasyonel olmayan söylemlerin devam ettiğini görüyoruz. Örneğin bu ay ilk kez metne girmiş olan ve ana ihracat pazarlarımızda yani Avrupa’da yaşanabilecek bir resesyon olasılığının cari işlemler dengesi üzerindeki riskine yer verilmiş. Bu kısım oldukça doğru. Fakat hemen ardından turizm nedeniyle cari açığı işlemler açığında güçlü iyileşme olabileceği de dile getirilmiş. Haliyle bu iki durum birbiriyle çok da uyuşan söylemler değil. Ya da şöyle ifade edeyim tek başına turizm gelirlerinin cari işlemleri fazlaya döndürmesi ya da cari dengeyi yeterince iyileştirmesi nerdeyse imkânsız görünüyor.

Geçtiğimiz Perşembe gözler Avrupa Merkez Bankası (AMB) kararındaydı. AMB sürpriz yaparak 11 yıl aradan sonra faizleri 25 bp yerine 50 bp artırdı. Aslında geçtiğimiz hafta başında Reuters AMB’nin 50 bp yapabileceğine dair bir haber yayınlamıştı. Bu haber sonrasında her ne kadar bazı kesimler 50 bp geleceğini düşünse de ağırlıklı olarak piyasa AMB’nin 25 bp yapabileceğini düşünüyordu. Böyle düşünmelerinin aslında iki nedeni vardı. İlki AMB’nin özellikle de son haftalarda Rusya’nın gaz kesme tehditleri ile daha da artan resesyon riski nedeniyle 50 bp gibi önden yüklemeli bir faiz artışı ile gelemeyebileceğini düşünüyordu. İkinci neden ise AMB’nin statükocu yapısı. Kimilerine göre AMB FED gibi sürpriz yapmayı seven bir yapısı yoktu. Bu nedenle sözlü yönlendirmesi çok açık ve net 25 bp olduğu için bunu aşan bir faiz artırımı ile gelmezdi. Sonuç olarak beklentilerin aksine 50 bp ile geldi. Kararın hemen ardından euro/dolar paritesi %0,65 artarak 1,0278’e kadar yükseldi. Fakat karar sonrası konuşan AMB başkanı Lagarde ile euro/dolar paritesi yeniden düşüşe geçti.

Peki parite Lagarde’ın konuşmasıyla neden düştü?

Aslında bu sorunun birkaç tane cevabı olduğunu söylemek yanlış olmaz. İlki Lagarde’ın konuşmalarına bakıldığında 50 bp’lik yapılan artışın önden yüklemeli olduğu haliyle bu toplantıda her ne kadar faiz artırımı konusunda hızlı gitseler de nihai faiz düzeyinin değişmediğini dile getirmesiydi. Bu da demek oluyor ki bugün faizin daha fazla artırılması önümüzdeki toplantılarda daha az faiz artırımları anlamına gelebilir. Bu nedenle Largarde’ın Eylül toplantısına ilişkin sözlü yönlendirmelerimizi de dikkate almayın diyince (Lagarde daha önceki sözlü yönlendirmelerinde Eylül’de gerekirse 25 bp’den daha yüksek faiz artışı yapabileceklerini dile getirmişti) piyasa Eylül için 50 bp yerine 25 bp gelebileceğini fiyatlamaya başladı.

Euro üzerinde baskı yaratan bir diğer durum da Lagarde’ın basın toplantısı sırasında yılın ikinci yarısında ekonomik büyümeye dair belirsizlik olduğunu sıklıkla dile getirmesinin yanı sıra  toplantı sırasında  satır aralarında hissedilen büyümeye dair endişeleriydi. Piyasa Lagarde’ı bu söylemlerini enflasyon ile resesyon kaygıları arasında sıkışmış ve çaresiz bir merkez bankası başkanı olarak yorumladı.

Yine pariteyi olumsuz etkileyen en önemli unsurlardan biri hiç kuşkusuz Euro bölgesindeki tahvil piyasasındaki ayrışmaya ilişkin açıklanan yeni araçla ilgili bilgilerdi. Bu yeni aracın adı “Aktarım Güvence Mekanizması”. İlk olarak bir araç açıklandı ama ayrıntıları daha sonra açıklanacak. Bu araçtan tüm üye ülkeler faydalanabilecek ama bunun için bazı makro ve mali koşulları da sağlamaları gerekiyor. Tam da bu noktada piyasanın kafasında bazı soru işaretleri oluştu. Örneğin İtalya ve Yunanistan gibi ekonomik görünümleri çok da iyi olmayan ve bu araçtan asıl yararlanması gereken ülkeler gerekli mali ve makro koşulları sağlayamazlar ise bu araçtan yararlanamama gibi bir durum oluşur mu diye bir endişe oluştu. Yine bu araç için ülkeler AMB’ye başvurduklarında AMB’nin İcra Kurulu bu araçtan yararlanıp yararlanamayacaklarına karar verecek. Yine piyasaya göre bağımsız olan AMB’ye siyasi bir boyut kazandırabilir, bu da olumsuz bir durum olarak yorumlandı. Kısacası araç piyasa tarafından oldukça karışık bulundu, bu nedenle şimdilik piyasayı yeterince tatmin etmişe benzemiyor.

Son olarak euro’daki düşüşün bir diğer nedeni de o gün İtalya Başbakanı Draghi’nin yeniden istifası oldu. İtalya’da oluşacak siyasi istikrarsızlık da euro üzerinde baskı kurmaya devam ediyor. Tüm bu gelişmeler sonrasında euro/dolar paritesi zayıf seyrini korumaya devam ediyor. Orta vadede zayıf seyrini koruyarak 0,9650-1,0370 aralığında seyrine devam edebilir.

Bu Çarşamba gözler ABD merkez bankası FED’de olacak. Bu toplantıda şimdilik FED’in faizleri 75 bp artıracağı beklentisi hâkim. Ben de 75 bp’lik bir artış olacağını düşünüyorum. Tabi gözler asıl Powell’da olacak. Çünkü geçtiğimiz haftadan bu yana başta ABD piyasalarında olmak üzere yoğun bir resesyon fiyatlaması var. Bu nedenle piyasa önümüzdeki ay hem enflasyonda zirvenin görüleceği hem de oluşması beklenen resesyon nedeniyle Eylül sonrası FED’in yavaşlayabileceğini fiyatlıyor. Bu nedenle Powell’ın resesyona dair söylemeleri ve ileriye dönük sözlü yönlendirmeleri çok ama çok önemli olacaktır diye düşünüyorum.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Tahıl Koridoru ve Gıda Krizi

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

ankara escort
konya eskort