06 Ağustos 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

Bursa 38°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Doç. Dr. Filiz Eryılmaz

Doç. Dr. Filiz Eryılmaz

02 Ağustos 2021 Pazartesi

Dolarda düşüş devam edecek mi?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Peşinen şunu söylemek isterim ki geçen hafta başlayan kurdaki bu düşüş küresel kaynaklı. Hatırlayacağımız üzere geçen hafta FED faiz kararını açıkladı. Beklenildiği gibi faizleri sabit tuttu. Fakat asıl merak edilen FED’in  tapering (varlık alımı azaltımı) ve faiz artırımı ile ilgili nasıl bir sözlü yönlendirmede bulunacağıydı. Çünkü geçen ayki faiz toplantısında piyasalar sürpriz bir biçimde daha şahin bir FED ile karşılaşmıştı. Geçen ayki toplantıda “tapering artık konuşmaya başlanmalı” ve “2023’te iki faiz artırımı” düşünceleri ön plana çıkınca FED’in bu ay ne diyeceği haliyle merak konusuydu.

Bu ayki toplantıda oldukça güvercin bir FED vardı. Yani bazı kesimlerin beklentisinin aksine FED şu an varlık alımlarını yani piyasaya destek sunmayı azaltmayı düşünmüyoruz hele ki faiz artırımı ise gündemimizde bile değil mesajı verdi. Hiç kuşkusuz bir ay içinde daha şahin bir FED’den daha güvercin bir FED’e geçişin en önemli nedeni piyasaları bir hayli tedirgin eden “Delta varyantı”. Bu varyant ile birlikte vaka sayılarındaki hızlı artış sonrası FED pandemiyi hala geride bırakmış değiliz, desteğe devam kararını daha bir güçlü yineledi. Öte yandan son haftalarda ABD’de ekonomik toparlanmada da bir yavaşlama söz konusu. ABD 2. Çeyrek büyüme rakamı beklentilerin oldukça altında kaldı, istihdam piyasası ise hala toparlanmaktan çok uzak. İşte tüm saydığım bu nedenler FED’in parasal sıkılaşma konusunda şimdilik elini kolunu bağlamış görünüyor.

Geçen hafta yukarıda saydığım gelişmeler sonrasında dolar endeksinde yani doların global değerindeki gerilemeyle birlikte dolar/TL kurunda da hatrı sayılır bir geri çekilme gördük. Fakat kurda Perşembe ve Cuma günü az da olsa bir yükselme oldu. Bu yükselmenin de nedeni TCMB. Geçtiğimiz Perşembe günü TCMB yılın 3. Enflasyon Raporu’nu yayınladı. Bu raporda 2021 yılsonu enflasyon hedefini %12.2’den %14.1’e revize etti. Fakat piyasa için bu yukarı yönlü revize yeterince tatmin edici değildi. Çünkü piyasadaki hâkim beklentiye göre yılsonu enflasyon oranı %16 civarında olacak. Hem başkan Kavcıoğlu’nun sunumu hem de bu yukarı yönlü revize fazla iyimser bulunduğundan Perşembe ve Cuma dolar/TL yeniden yükselişe geçti.

Peki bundan sonra dolarda durum ne olur?

Küresel anlamda bir değerlendirme yapacak olursak kısa vadede dolar endeksinde çok güçlü bir yükselme söz konusu olmayabilir. Temel nedeni Delta varyantının yarattığı belirsizlik ve ABD’de ekonomisinde görülen yavaşlama. Bu gelişmeler kısa vade için dolar/TL kurunu baskılayabilir. Fakat orta vade için dolar endeksinde bir yükseliş beklentisi hâkim diyebilirim. Yani orta vadede dış gelişmeler dolar/TL kurunu artırıcı yönde olabilir.

İç gelişmeler açısından dolar/TL kuru için enflasyonun önümüzdeki aylardaki durumu ve buna bağlı olarak TCMB’nin faiz kararının ne olacağı belirleyici olacak. Önümüzdeki hafta Temmuz ayı enflasyon rakamı açıklanacak ve %18 üzeri bir enflasyon beklentisi hâkim. Bu gerçekleşirse Türkiye’de reel faiz sıfıra yaklaşacak. Bu durumda TCMB’den bir faiz artırımı beklenecek. Oysaki TCMB yaz aylarında veya son çeyrekte faiz indirimi planlıyordu. İşte açıklanan hedeflerle piyasa gerçekleşmeleri arasındaki bu çelişki dolar/TL kurunu yukarı çeken ve yüksek fiyatlamalara neden olan en önemli iç gelişme. Enflasyon rakamları bize şunu çok net söylüyor; faiz indirimi bu yıl için artık hayal. Haliyle bu şartlarda bir faiz indiriminin gelmesi kuru yukarı yönde tetikleyen çok önemli bir unsur olabilir.

 Bu hafta dolar/TL için önemli seviyelere baktığımızda;

Her ne kadar 8.40’lı seviyelerde olsak da bu seviyelerin bile hayli yüksek olduğunu söyleyebiliriz. İlk kritik direnç 8.35. Bu seviye altı fiyatlamalar olmadığı sürece kurda yönün yukarı olduğunu söyleyebiliriz. Kurda gerçek bir düşüşten bahsedebilmemiz için psikolojik seviye olan 8.00 altı fiyatlamalar olmalı. Yani kur 8.00 altına inmediği sürece yükseliş ivmesinde olmaya devam edecektir. Yukarı yönlü yükselişlerde ilk direnç 8.50. Bu seviye üstüne çıkışlarda düşüş ivmesinin tamamiyle sonlandığını söylebiliriz. İkinci kritik direnç 8.60. 8.60 üstü fiyatlamalarda yükselişler hız kazanabilir. 8.74 üstü kapanışlarda yeni hedef 9.00 seviyesi olabilir.

Sözün özü hem dış hem de iç ekonomik durum göz önüne alındığında kısa ve orta vadede kurda yön yukarı diyebiliriz.

Devamını Oku

Döviz Kuru Geçişkenliği Ortalama %41’e Yükseldi

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Bilindiği üzere bir ekonomide enflasyonu etkileyen birçok unsur vardır. Bu unsurlardan biri de döviz kurlarında meydana gelen değişmelerdir. Döviz kurlarının enflasyon üzerinde doğrudan ve dolaylı olmak üzere iki etkisi vardır. Kurların enflasyon üzerine doğrudan etkisi ithal edilen mallar ve girdiler yani ithal ara malları aracılığıyla gerçekleşir. Diyelim ki kurda bir artış gerçekleşti. Bu durumda ithal edilen malların ve girdilerin fiyatları artar. Özellikle ithal girdi fiyatlarındaki artış ülke içi üretim maliyetlerinin artmasına neden olacaktır. Maliyetleri artan üreticiler de bu maliyet artışını sattıkları malların fiyatlarına yansıtmaları sonucunda ülke içi fiyatlarda doğrudan bir artış gerçekleşecektir. Bu nedenle bir ülkede üreticiler ne kadar çok ithal ara malı kullanıyorlarsa ve tüketiciler de ne kadar çok ithal mal tüketiyorlarsa kurların enflasyon üzerine doğrudan etkisi o kadar fazla olacaktır.

Türkiye ekonomisinde kurların enflasyona etkisi en çok bu yolla yani maliyet kanalı ile gerçekleşmektedir. Ülkemizde ithal ara mallarına ve özellikle de ithal enerjiye olan yüksek bağımlılık nedeniyle kurlardaki artış ithal girdi fiyatları aracılığı ile enflasyonu artırmaktadır. Dolayısıyla ülkemizde ihracatın ithalata bağımlılığının bir diğer deyişle ithal ara malına olan bağımlılığının azaltılması kurların enflasyonu artırıcı etkisini de sınırlandıracaktır.

Döviz kurundaki değişmelerin enflasyon üzerindeki dolaylı etkisi ise ihracat kanalı ile gerçekleşmektedir. Kur artışı sonucu yerli paranın değer kaybetmesiyle ülke içinde üretip sattığımız ihraç mallarımız ucuzlayacak ve böylelikle yurt dışı ülkelerin ihraç mallarımıza talebi artacaktır. Ayrıca kur artışı ile tüketicilerin ithal mal satın almak yerine ülke içinde üretilen ithal ikame mallarına ve ihraç mallarına yönelmesiyle ülke içinde üretilen mallara talep bu kez de kendi vatandaşlarımızın talebinden dolayı artacaktır. Sonuç olarak ülke içinde üretilen ihraç mallarının talebinin artması ülke içi fiyatlarının da artmasına neden olacaktır.

Ekonomiler için döviz kuru değişmelerinin enflasyona hangi hızda ve ne ölçüde yansıyacağı bir diğer önemli konudur. Ekonomide bu yansıma “döviz kuru geçiş etkisi” ile açıklanmaktadır. Döviz kuru geçiş etkisi temelde döviz kurunda meydana gelen % 1’lik değişimin enflasyon üzerinde yarattığı % değişimi ölçer. Bir diğer deyişle bu kavram bize kurdaki bir birimlik artış enflasyonu ne kadar artırır bunu gösterir.

Türkiye ekonomisinin son dönemlerde en büyük sorunlarından biri de hiç kuşkusuz kurlarda meydana gelen artışlar ve bunun ekonomiye olumsuz etkileridir. Konumuzla bağlantılı olarak son dönemde artan kurlar geçiş etkisi ile enflasyonu artırıcı etki yaratmaktadır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) Nisan 2021’de yayınladığı son enflasyon raporunda da belirttiği gibi kur artışlarına bağlı TL’de meydana gelen değer kayıpları döviz kurunun yıllık enflasyona katkısını artırmıştır. Bu bağlamda Türkiye ekonomisinde döviz kurunun geçiş etkisi ortalama olarak %40-45 civarında oldukça yüksek seyretmektedir. 2006-2021 dönemi için yapılan hesaplamada imalat sanayi fiyatlarından tüketici enflasyonuna geçişin yani kur geçişkenliğinin ortalama %41 düzeyine ulaştığı görülmüştür. Bu şu anlama gelmektedir, kurda meydana gelen her bir birimlik artış yukarıda değindiğim mekanizmalar aracılığı ile enflasyonu 0,41 birim artırmaktadır.

Son aylarda kurun özellikle hizmetler grubu içerisinde yer alan kişisel ulaşım araçlarının bakım ve onarımı, sağlık hizmetleri ve paket tur gibi hizmetlerin fiyatlarını önemli ölçüde artırdığı tespit edilmiştir. Yine gıda grubunda ithal girdi oranı oldukça yüksek olan bakliyat, katı ve sıvı yağlar gibi mal fiyatlarında da kur kaynaklı önemli artışlar yaşanmıştır.

TCMB’nin son raporunda belirttiğine göre döviz kurunun enflasyona etkisinin büyüklüğü ve hızı ekonomik koşullara göre değişiklik gösterebilmektedir. Bir ülke ekonomisindeki talebin canlı olup olmaması, döviz kurunun durumu, enflasyon beklentileri ve ülkede yaşanan kur şokunun büyüklüğü döviz kurundaki değişmelerin enflasyon üzerindeki etkisini değiştirebilmektedir. Örneğin TCMB’nin elde ettiği bulgulara göre kredi büyümesi yüksek ve talep canlı ise bu durumda döviz kurunun enflasyon üzerindeki etkisi artmaktadır. Bu bağlamda Türkiye ekonomisinde son aylarda dayanıklı mal fiyatlarında kur etkisinin yüksek olduğu gözlemlenirken, pandemiden en çok olumsuz etkilenen ve düşük talepli giyim fiyatlarında ise kur etkisinin daha düşük olduğu görülmüştür. Buradan şu anlaşılmaktadır; son aylarda Türkiye ekonomisinde döviz kurunun enflasyon üzerindeki etkisinin büyüklüğü sektör bazında da değişiklik göstermektedir.

Son olarak şuna değinmek isterim; TCMB’nin fiyat istikrarı hedefine ulaşabilmek için enflasyon hedeflemesi bağlamında döviz kuru geçiş etkisini de hesaba katan para politikalarını uygulamaya koyması gerekeceğinden, kurların enflasyon üzerindeki artan etkisinden dolayı TCMB’nin fiyat istikrarını sağlamada işi daha da zorlaşmış görünmektedir.

Devamını Oku

Altın fiyatları düşecek mi?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Peki altındaki son haftalardaki bu yükselişin temel nedeni ne?

Bildiğimiz gibi son dönemlerde altın fiyatlarını etkileyen en önemli parametreler 10 yıllık ABD tahvil faizi ve dolar endeksi. Özellikle altının önemli rakibi olan ABD 10 yıllıklarında son birkaç haftadır önemli bir geri çekilme yaşıyoruz. Hiç kuşkusuz bu geri çekilmenin iki temel nedeni var. Bunlardan ilki son haftalarda küresel ekonomik büyüme ve toparlanmaya ilişkin yavaşlamanın gözlemlenmesi. İkinci neden ise salgında son dönemlerde görülmeye başlanan Delta varyantı. Bu iki temel gelişme son birkaç haftadır ABD 10 yıllık tahvil faizini gerileterek ons altın ve gram altını destekleyen en önemli iki unsur olarak karşımıza çıkıyor.

Altın fiyatları için aşağı yönlü en önemli risk unsuru küresel enflasyon meselesi. Özellikle ABD’de enflasyonun kalıcı mı yoksa geçici mi olacağı meselesi önümüzdeki dönemde birçok varlık için olduğu gibi altın fiyatlarının yönü için de bir hayli belirleyici olacak. Hatırlayacağımız üzere geçen hafta ABD Haziran ayı enflasyonu beklentilerin üzerinde geldi. Salı günü bu gelişme ile birlikte ABD 10 yıllık tahvil faizleri ve dolar endeksindeki artışla birlikte altında geri çekilme yaşadık. Fakat hemen ardından bir gün sonra FED Başkanı Jerome Powell’ın kongrede yaptığı konuşmada enflasyondaki artışların geçici olduğunu kaldı ki enflasyondaki yükseliş rahatsız edici seviyelere ulaşsa bile genişletici para politikasına devam edilmesi gerektiğini söylemesi üzerine ons altın o çok kritik 1815 direncini kırarak son bir ayın zirvesi olan 1835 seviyesini test etti. Sizin anlayacağınız geçen hafta altına en büyük gücü Powell ve güvercin duruşu verdi diyebiliriz.

Peki bundan sonra ons altında durum ne olur?

Önümüzdeki dönemde altının yönünü belirleyecek en önemli gelişme hiç kuşkusuz küresel ve de özellikle ABD’deki enflasyonun geçici mi yoksa kalıcı mı olacağı ve buna bağlı olarak tapering (tahvil alımı azaltımı) meselesi olacak. Yukarıda da bahsettiğim gibi şimdilik FED enflasyonda dert edilecek bir durum olmadığı yönünde piyasaları ikna etmiş görünüyor ve bu durumda da altın fiyatları için kısa vadede önemli bir katalizör görevi görüyor. Fakat şunu billiyoruz ki enflasyon konusunda FED üyelerinde önemli bir ayrışma da var. Bazı FED üyelerine göre enflasyondaki bu yükselişler kalıcı. Bu nedenle tapering meselesi artık gündeme gelmeli. Haliyle tahvil alımı azaltımı ve faiz artırım sürecinin konuşulmaya başlanması özellikle orta vadede altın fiyatlarına büyük darbe vurabilir. Bu açıdan piyasada 28 Temmuz ya da Eylül ayındaki FED toplantısı altın fiyatları için bir hayli önemli olacak. Bu toplantılarda tapering sürecine ilişkin kararlar çıkması altın fiyatlarını baskılayacaktır. Öte yandan kısa ve orta vadede yine Delta varyantına ilişkin olumsuz haber akışları da güvenli liman altına güç veren önemli gelişmeler arasında olacaktır.

Ons altın için bu haftanın teknik seviyelerine baktığımızda;

Şu an 1812 seviyesinden işlem gören ons altın için iki kritik direnç noktaları 1815 ve 1830 olarak karşımıza çıkıyor. 1830 üstü kapanışlar gelmesi durumunda ons altın için yeni hedef 1858 direnç seviyesi olacaktır. 1830 üstü seviyelerde tutunma olmaması durumunda ise ons altında 1795 seviyesine doğru düşmeler yaşanabilir. 1766 seviyesi altı görülmedikçe negatif bir durumdan söz etmek mümkün olmayacaktır. Bu noktada kısa vadede ons altının bir süre daha 1800-1850 seviyesi arasında hareketine devam edeceği beklentisindeyim. Orta vadede ise ABD 10 yıllıkları düşse bile (ki yükseledebilir) dolar endeksi güç kazanmaya devam ettiğinden orta vadede yön arayışının devam edeceğini düşünüyorum.

Gram altın tarafına baktığımızda ise gram altının kısmi de olsa ons altından güç almasına rağmen dolar/TL kurundaki son günlerdeki düşüşün etkisiyle 488 TL-501 TL gibi dar bir fiyat arasına sıkıştığını görüyoruz. Bu açıdan gram altının teknik olarak negatif bir görünüm sergilediğini söylemek çok yanlış olmayacaktır. Gram altında bundan sonra durum ne olur diye baktığımızda, yukarıda ons altın için bahsettiğim gelişmelerin yanı sıra dolar/TL kurunun yönünün ne olacağı da belirleyici olacaktır. Bu açıdan dışarıda özellikle ABD’de güçlü toparlanmaya ilişkin emarelerin gelmesi (özellikle de istihdam piyasasından) ve içeride de özellikle TCMB’den yakın zamanda bir faiz indiriminin gelmesi gram altın fiyatlarını oldukça yukarı çeken önemli gelişmeler arasında olacaktır.

Gram altın için teknik seviyeleri incelediğimizde ise;

Piyasada 496 TL’den işlem gören gram altın için yukarı yönlü yükselişlerde 505 ve 515 seviyelerini önemsiyorum. 505 TL üstü kalıcılık sağlanması gram altın için bir hayli önemli. 515 TL üstü seviyelerde yükselişler hız kazanabilir. Aşağı yönlü düşüşlerde ise 488 önemli bir destek noktası olarak karşımıza çıkıyor. Bu seviye altı geri çekilmeler hızlanabilir.

Devamını Oku

Enflasyon Artmaya Devam Edecek!

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz hafta enflasyon rakamları açıklandı. Haziran ayında TÜFE aylık %1,94 yıllık %17.53 artarken Yİ-ÜFE’de aylık %4.01 yıllık ise %42.89 artış gösterdi. Rakamları incelediğimizde iki şey dikkatimizi çekiyor. İlki hatırlayacağımız üzere Mayıs ayındaki 17 günlük tam kapanma nedeniyle azalan talep TÜFE’deki artışın azalmasına neden olmuştu. Fakat Haziran ayındaki açılmayla birlikte özellikle eğlence, kültür ve ulaşım kalemlerindeki artışla TÜFE’nin Haziran ayında beklentilerin üzerinde bir artış gösterdiği.

Enflasyon rakamlarında ikinci dikkat çeken ve aynı zamanda endişe veren kısım ÜFE-TÜFE arasındaki makas. Geçen ay 21.74 olan makas bu ay daha da artarak 25.36’ya çıkmış durumda. Bu bize şunu anlatıyor; üreticiler omuzlarındaki maliyet yüklerini henüz sattıkları mallara yansıtmış değiller. Açılma ve normalleşme sonrasında mal ve hizmetlere talebin artması sonucu üreticilerin mal fiyatlarını artırmaya başlamasıyla bir diğer deyişle ÜFE’deki farkın TÜFE’ye yansımasıyla enflasyon bırakın düşmeyi artmaya devam edecek. Sizin anlayacağınız 2021 yılı için hala enflasyonda en kötüyü görmüş değiliz.

Son açıklanan enflasyon rakamlarından sonra hem yurt içi hem de yurt dışı kurumlar Türkiye için enflasyon rakamlarını yukarı yönlü revize ettiler. Bu koşullarda şu an için piyasada yaz ayları sonunda enflasyonun %20 civarında olacağı yönünde hâkim bir beklenti var. Dünyada artan petrol, emtia ve gıda fiyatlarının durumu ve aynı zamanda ülke içinde kurlarda görülen tarihi zirveler söz konusu iken ve bir de normalleşme ile daha da artacak olan tüketici talebini de düşünecek olursak söz konusu %20’lik enflasyon oranı oldukça rasyonel gibi görünüyor.

Enflasyon rakamlarından sonra gözler şimdi 14 Temmuz Çarşamba günü TCMB PPK faiz kararı ve metnine çevrilmiş durumda. Geçen ay ilk faiz indirimi konusunda piyasada hararetli bir tartışma başlamıştı. Kimilerine göre ilk faiz indirimi Temmuz ayında gelecekken kimilerine göre ise ilk faiz indirimi TCMB’nin de işaret ettiği tarih olan 4. çeyrekte gelecek. Son beklenti üstü gelen enflasyon rakamlarından sonra bu ayki faiz kararı daha da önemli hale geldi. Çünkü enflasyonun artmaya devam edeceği beklentisi sonrasında kimilerine göre TCMB’nin en azından 2021 yılı için faiz indirimi hayal oldu. Hatta bu kesimlere göre TCMB’nin bırakın faiz indirimini faiz artırması bile gerekebilir. Ben Temmuz ayı için TCMB’nin faizleri yine %19 düzeyinde sabit tutacağını düşünüyorum, yani bu ay bir faiz indirimi beklemiyorum. Çünkü hem kurun yüksek seviyeleri hem de yüksek enflasyonun şimdilik faiz indirimine çok imkân vermediğini düşünüyorum.

Bu gelişmelerle bu hafta hem yurtdışında hem de yurt içinde veri akışının oldukça yoğun olduğu bir hafta bizi bekliyor. Yukarıda da değindiğim gibi Çarşamba günü TCMB faiz kararı ve karar metni piyasalar için bir hayli önemli olacak. Hâkim beklenti olan faizin sabit tutulması durumunda piyasalar üzerinde önemli bir etki oluşacağını düşünmüyorum. Ama eğer çok beklenmeyen bir durum olan “faiz indiriminin gelmesi” borsaya satış getirmesinin yanı sıra dolarda da ani ve sert bir yükseliş yaratabilir. Faiz artırımı ise piyasalar tarafından olumlu karşılanacağından böyle bir durumda BİST-100’de bir yükselme ve dolar/TL kurunda da belirli düzeyde geri çekilme ihtimali hayli yüksek.

Yatırımcıların bu hafta ayrıca Salı günü ABD’den gelecek TÜFE yani enflasyon rakamlarına da dikkat etmesinde fayda görüyorum. Beklenti üzeri gelecek bir enflasyon BİST-100’e satış getirmesinin yanı sıra dolar/TL kurunu da yukarı çekebilir. Yine bu hafta Powell ve FED yetkililerinin hafta boyunca yapacakları konuşmalar da önemli olacak.

Bunun yanı sıra özellikle Asya ve Avrupa’da yayılma gösteren delta varyantına ilişkin haber akışı da yine piyasaları etkileyecek önemli gelişmeler arasında. Bu varyanta ilişkin gelecek olumsuz haberler borsaları baskılamasının yanı sıra ABD 10 yıllık tahvil faizlerini gerileterek hem ons hem de gram altın fiyatlarını yukarı çekmeye devam edebilir.

Bu hafta takip edilmesi gereken seviyelere baktığımızda;

Son haftalarda 8.60-8.70 arasına sıkışmış bir dolar/TL kuru ile karşı karşıyayız. Şu an 8.66 düzeyinden işlem gören dolar/TL için 8.70 üzerine çıkılması yeni hedefi 8.80 yapacaktır. 8.80 üzeri kapanışlar gelmesi durumunda yükselişler hız kazanabilir. Kurda kısa vadede ara ara geri çekilmeler olsa da 8.35’in altına inilmediği sürece bir düşüşten bahsetmek pek mümkün görünmüyor. Kurda kısa ve orta vadede yön yukarı.

Ons altına tarafına baktığımızda delta varyantının yanı sıra küresel çapta ekonomik toparlanmada görülen yavaşlama altına destek vermeye devam ediyor. 1808 düzeyinden işlem gören ons altında 1821 üzeri seviyelerde yükselişler hız kazanabilir. 1777 altına inilmediği sürece bir düşüşten bahsetmek mümkün görünmüyor. Ons altında kısa vadede yön yukarı.

Gram altında da kısa ve orta vadede yükseliş trendinde. 503 TL düzeyinden işlem gören gram altın için 509 TL üzeri yükselişler hız kazanabilir. Aşağı yönlü düşüşlerde 496 seviyesinin takip edilmesinde yarar var, bu seviye altında geri çekilme artabilir.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.