10 Mayıs 2022 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

Bursa 12°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Doç. Dr. Filiz Eryılmaz

Doç. Dr. Filiz Eryılmaz

09 Mayıs 2022 Pazartesi

Enflasyonda ivme hangi yönde olacak?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Nisan ayı enflasyon rakamları açıklandı. TÜFE aylık %7,25 yıllık ise %69,97’lik artış gösterdi. Bu ayki enflasyonun beklentilerin bir miktar üzerinde geldiğini söyleyebilirim, piyasa beklentisi ortalama %68 civarındaydı. Detaylara baktığımızda yıllık bazda ulaştırmanın %105,8 gıdanın ise %89’luk artışlarla başı çektiği görülüyor. Aylık bazda da gıda da %13,3’lük konut harcamalarında da %7,4’lük artış dikkat çekici. Öte yandan ÜFE’de aylık %7,67 yıllık ise %121,8’lik artış gösterdi. Yıllık bazda elektrik, gaz ve buhar sektöründe artış %247,5 ile oldukça yüksek. Yine yıllık bazda enerji de yıllık %229,6’lık ara malında da %122,6’lık artışlar var.

Son açıklanan rakamlarla ÜFE-TÜFE makası %51,9’a çıkarken negatif reel faiz oranı da %55,9’a ulaştı.

Nisan ayı TÜFE, ÜFE ve ÜFE-TÜFE Makası

    Kaynak: Bloomberg HT

Tabi herkesin merak ettiği soru şu; enflasyon daha ne kadar ve ne zamana kadar yükselmeye devam edecek?

TCMB’nin enflasyon raporuna bakılırsa Mayıs ayı enflasyonu %70-75 aralığında zirve yapacak ve sonra düşüş başlayacak. Buraya kadar piyasa beklentileri ile uyumlu. Fakat hemen şunu belirteyim son açıklanan enflasyon oranından sonra piyasa hem zirve enflasyonunu hem de sene sonu enflasyon rakamını yeniden yukarı yönde revize etti. Piyasada hakim beklentiye göre Mayıs ya da Haziran’da zirve en az %75-%80 aralığında olacakken seneyi en iyi ihtimalle %60 civarında kapatacağız. Bu noktada ben zirveyi Mayıs ya da Haziran ayında değil yaz ayları sonu veya Eylül gibi göreceğimizi düşünüyorum. Çünkü aylık enflasyon rakamlarının da işaret ettiği gibi bu yıl da yaz aylarında gıda fiyatlarında bir gevşeme beklenmiyor. Öte yandan AB’nin Rus petrolüne uygulayacağı ambargo haberleri ile petrol fiyatları yükselmeye devam ediyor ve en azından kalıcı bir geri çekilme beklenmiyor. Haliyle hem gıda hem de akaryakıttaki bu seyir enflasyonu artırmaya aday görünüyor.

Bu arada Türkiye’de bu sene zirvenin görülmeyebileceğini ve seneyi %80 civarında kapatacağımızı bekleyenlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Evet Kasım Aralık’ta bir baz etkisi bekleniyor. Ama hem biraz önce anlattığım nedenler ve daha da önemlisi enflasyon beklentilerindeki ve fiyatlama davranışlarındaki bozulma nedeniyle baz etkisinin ortadan kalkacağını ve bu nedenle enflasyonda bir düşme olmayabileceğini de düşünüyor bu kesim.

Bir de şu konuya da değinmek istiyorum. TCMB’nin metinlerine baktığımızda enflasyonun ana kaynağı geçici ve arızi olan dış unsurlar olarak gösteriliyor. Son dönemde de ana neden olarak Rusya-Ukrayna savaşı gösterildiği için küresel barış ortamı tesis edilince enflasyonun kendiliğinden düşeceği iddia ediliyor. Oysa Türkiye’de enflasyonun ana kaynağı dış nedenler değil iç nedenler. Bunu zaten çekirdek enflasyon bize çok net gösteriyor. Çekirdek enflasyon TCMB’nin para politikası ile etkileyebildiği kalemleri içeriyor. Son açıklanan çekirdek enflasyon enflasyonun (özel kapsamlı TÜFE göstergesi C) %52,3 olduğunu düşündüğümüzde çok değerli hocam Prof. Dr. Hakan Kara hocamın da hesaplamalarına uygun olarak enflasyonun yaklaşık olarak %50’sinin iç nedenlerden geriye kalan %20’sinin de dış nedenlerden kaynaklandığını söyleyebilirim.

Türkiye’de Enflasyonun Bileşenleri

Kaynak: Prof. Dr. Hakan Kara Twitter Hesabı (@ali_hakan_kara)

Devamını Oku

Merkez Bankası’nın Enflasyon Tahmini Tutacak mı?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Merkez Bankası yılın ikinci enflasyon raporunu yayınladı. Raporda enflasyon tahminlerini hem bu yıl hem de önümüzdeki yıl için yukarı yönlü revize etti. Daha önceki raporda %23,2 olan 2022 yılsonu enflasyon tahminini 19,6 puan artırarak %42,8’e çıkarırken 2023 yılsonu enflasyon tahminini de %8,2’den %12,9’a çıkardı.

2022 yılı için yaptığı %19,6 puanlık artışın 5,5 puanı TL ithalat fiyatı yükselişinden, 2,1 puanı yönetilen ve yönlendirilen fiyat artışlarından, 2,8 puanı gıda enflasyonundan, 9,3 puanı başlangıç koşullarındaki güncellemelerden ve 0,1 puanlık azalış da çıktı açığı güncellemesinden kaynaklanmış. Yine TCMB enflasyon tahmini yaparken 2022 yılı için ortalama varil petrol fiyatını 80,4’ten 102,2’ye yükseltirken dolar cinsi ithalat fiyat artışını %8,2’den %22,2’ye ortalama gıda enflasyonunu ise %24,2’den %49’a yükseltmiş. Şu anda gıda enflasyonu zaten yıllık olarak %70’e ulaşmış durumda ve yıl boyunca da artacağı düşünülüyor. Haliyle TCMB’nin yılsonu için %49’luk yıllık gıda enflasyonu oldukça düşük bir tahmin diyebiliriz.

Merkez Bankası’nın son enflasyon tahminleri piyasada nasıl karşılandı gelin ona yakından bir bakalım isterseniz. İlk olarak şunu söylemek çok yanlış olmayacaktır. Çok kısa vade için TCMB’nin enflasyon tahmininin piyasa beklentileri ile tutarlı olduğunu söyleyebilirim. Yani ne demek istiyorum; TCMB Mayıs ayında %70-75 aralığında enflasyonun zirve yapacağını varsayıyor. Bu kısım piyasa beklentileri ile uyumlu. Piyasadaki hâkim beklentiye göre enflasyon %75 civarında Mayıs ya da Haziran ayında zirveyi görecek. Şunu da belirtmeden geçmek istemem hâkim beklenti olmamasına rağmen çok güvendiğim bazı ekonomistler zirvenin Eylül ya da Ekim gibi görülebileceğini düşünüyorlar, bunu da bir kenara not etmiş olalım.

Enflasyon raporunun zirve görüldükten sonraki tahminleri ile piyasa tahminleri maalesef ki uyuşmuyor. Örneğin TCMB Mayıs ayında zirve görüldükten sonra belirgin bir düşme yaşanacağını ve hatta Kasım ve Aralık ayındaki baz etkisiyle enflasyondaki düşmenin oldukça belirginleşeceğini ve seneyi %42 civarında kapatacağımızı düşünüyor. Piyasaya göre yılın ikinci yarısında hele ki Kasım Aralık gibi böylesine güçlü bir dezenflasyonist sürecin başlaması çok mümkün görünmüyor. Çünkü geçtiğimiz hafta enflasyon raporu sunumunda TCMB başkanı Sayın Kavcıoğlu yaptığı sunumda faiz artırım ihtimalinin tamamen masadan kalktığı yönünde mesajlar verdi. Haliyle güçlü bir para politikası tepkisi olmadan enflasyonda böylesine belirgin bir düşme çok mümkün görülmüyor. Bu noktada piyasanın beklentisi Mayıs ya da Haziran ayında zirvenin görülmesinin ardından enflasyonun %65 civarına gerileyerek sene sonuna kadar bu civarda kalıcılık sağlayacağı ve Kasım ve Aralık’taki baz etkisi ile en iyi ihtimalle %54 civarında seneyi kapatacağımız yönünde. Yani piyasadaki hakim beklenti bu yıl sonu enflasyonun %55-60 aralığında olacağı yönünde. Bu yönüyle TCMB’nin %42,8’lik yılsonu enflasyon tahmininin piyasanın gerisinde kaldığını söylemek çok da yanlış olmayacaktır.

Bana kalırsa 2022’den ziyade TCMB’nin 2023 yılına ilişkin enflasyon tahmini oldukça iyimser ve bir o kadar da piyasa tahminlerinin gerisinde. TCMB diyor ki 2023 yılı sonunda enflasyon %12,9 civarında olacak. Oysa piyasadaki en iyimser tahminler seneyi %28 ile kapatacağımızı hâkim beklenti ise %30 civarında kapatacağımızı düşünüyor. Hal böyle olunca TCMB’nin 2023 enflasyon tahmini tahminden çok temenni gibi duruyor. Yine 2024 yılsonu enflasyon tahmini ise %8,4, yani bu oran bile orta vadeli hedef olan %5’in üzerinde. Tabi bu durumda insan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor; madem orta vadede %5’i tutturamayacağız, peki TCMB neden hala politika metinlerinde ısrarla orta vadede %5’e ulaşacağız diyor.

Devamını Oku

Savaş piyasaları daha ne kadar etkileyecek?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçtiğimiz Perşembe akşamı Powell yaptığı konuşmayla küresel borsalara çok ciddi satışlar getirdi. Bizde de BİST-100 sekiz haftadır Cuma günü ilk kez hem de %3,3 azalarak haftayı %0.8’lik düşüşle kapadı. Böylelikle son aylardaki pozitif ayrışma ilk kez yerini büyük bir düşüşe bırakmış oldu. Herkesin merak ettiği soru şu; BİST-100’de böylesine bir rallinin ardından gelen bu düşüşün devamı gelir mi. Bu noktada özellikle kısa vadede BİST-100’ü destekleyen olumlu unsurların varlığına rağmen birkaç hafta temkinli olmakta fayda olabilir. Çünkü borsada son günlerde teknik anlamda da bir yorulma emaresi vardı. O nedenle en azından bu hafta gelecek haber akışları BİST-100’de yine volatilite yaratabilir.

Peki Powell ne dedi de piyasalara böylesine sert bir satış geldi?

Powell konuşmasında Mayıs ayında 50 baz puanlık faiz artışıyla geleceğiz sinyalini verdi. Tabi aslında piyasaları bozan bu değildi, bu fiyatlanmıştı. Piyasaları asıl bozan Powell’ın Mayıs sonrasındaki toplantılarda gerekirse 50 baz puandan bile daha fazla faiz artışı yapabilecekleriydi. Bu konuşma üzerine piyasalar şu an önümüzdeki 3 aylık dönemde FED’in tamı tamına %1,75 faiz artıracağını fiyatlıyor. Hal böyle olunca başta ABD borsaları olmak üzere borsalara sert satış gelirken ABD 10 yıllıkları ve dolar endeksi de yeniden yönünü yükselişe çevirdi. Şurası kesin ki artık güçlü bir dolar dönemi bizleri bekliyor olacak.

Powell’ın konuşması altına hiç yaramadı. Geçtiğimiz hafta başında ABD enflasyon yükseliyor ve Rusya Ukrayna’nın doğusunu işgal ediyor fiyatlamasıyla altın hafta başında 1992 seviyesine kadar yükseliş kaydetti. 1965 ons altında yükselişlerin başladığı direnç olduğundan çoğu analist altında 2076 tarihi zirveyi yakında test ederiz umudu olmuştu. Fakat öyle olmadı. Perşembe günü Powell’ın konuşması sonrasında altın 1930’lu seviyelere kadar geri çekildi ve şu anda 1932’den fiyatlanıyor. Şunu söylemek çok yanlış olmaz. 16 Mart’ta FED ilk kez faiz artırdığında aslında altında böylesi bir geri çekilme bekleniyordu. Yani agresif FED geliyor fiyatlaması ilk kez altını böylesine önemli ölçüde baskıladı diyebiliriz. Fakat buna rağmen altında güçlü duruşun da devam ettiği kesin. Altında fiyatlar 1876 üzeri kaldıkça görünüm pozitif olacaktır.

FED ile ilgili beklentim şöyle; bana kalırsa birkaç toplantı beklenenden daha şahin gidecekler. Bunun da en temel sebebi enflasyonla mücadelenin yanı sıra kaybolan kredibilitelerini kazanmak. Haliyle bu yolla da özellikle ABD’deki uzun vadeli enflasyon beklentilerini düşürmeyi hedefleyeceklerdir diye düşünüyorum. Bu noktada sene sonunda faiz oranlarının %3’ü aşmayabileceğini düşünüyorum. Bir diğer deyişle Mayıs, Haziran ve Temmuz’da çok şahin bir FED bizleri bekliyor olsa da yılın ikinci yarısında yine veri odaklı ama beklenenden daha az şahin bir FED olabilir diye düşünüyorum. Tabii ki burada ilk olarak savaşın nasıl devam ediyor olacağı bir hayli önemli. Çünkü savaşın devam ediyor olması enflasyonun da beklenenin daha üzerinde kalmaya devam ediyor olması demek. Bu durumda FED savaş nedeniyle artan enflasyonu düşürmek için beklenenden daha şahin gidebilir. Bu konuda kıyıda köşede savaş daha uzun sürerse FED’in sene sonunda faizleri %4’e kadar yükselebileceği de dillendirilmiyor değil hani. Ama ben faizlerin bu seviyelere çıkmasının ABD ekonomisini zorlayacağını düşünüyorum. Bu nedenle FED’in bu yıl faizleri %3 seviyesine kadar yükselteceğini düşünüyorum.

Devamını Oku

Dövizle ödeme yasağı iş dünyasında sıkıntı yaratacak

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Geçen hafta ekonomi yönetimi ve TCMB tarafından döviz rezervlerini artırmaya ve kuru düşürmeye yönelik olarak iki önemli karar alındı. İlk karar Türk vatandaşlığına başvuruda satın alınacak gayrimenkul değeri 250 bin dolardan 400 bin dolara yükseltilmesiydi. İkinci karar ise ihracat gelirlerinin %25’inin TCMB tarafından satın alınması uygulamasında oranın %40’a çıkarılmasıydı. Söz konusu bu kararların döviz rezervlerini artırmaya yönelik adımlar olduğu çok açık. Fakat bu hamlelerin rezerv artırıcı etkisinin olmayacağı düşünülüyor. Çünkü şirketlerin ihracat gelirlerinden elde edilen dövizin satılması ilk etapta rezerv artıracağı düşünülüyor olsa da şirketler hem ithalat yapmak için hem de döviz yükümlülükleri yani borçları için yeniden döviz talep edeceklerinden rezerv artırıcı etkisi olmayacağı, aksine şirketlerin döviz satımı ve alımı arasındaki oldukça yüksek marjdan dolayı zarar edecekleri öngörülüyor. Bu konuda bir diğer beklenti de yüksek marj nedeniyle zarar etmemek için ihracatçı firmaların söz konusu düzenlemeden kurtulabilmek için ihracattan elde ettikleri kazançları mümkün olduğunca bankacılık sisteminden uzak tutacakları ve bu nedenle de kayıt dışılığın artabileceği yönünde.

Eylül 2021’de uygulamaya konan Türkiye Ekonomi Modeli’nin önemli ayaklarından biri de liralaşma stratejisi. Bu stratejinin en temel amacı piyasadaki tüm işlemlerin TL ile yapılmasını sağlayarak dolarizasyonu azaltmak. Bu bağlamda Kasım 2021’den bu yana ekonomi yönetiminin çeşitli araç ve kararları uygulamaya koyduğunu görüyoruz. Liralaşma stratejisi kapsamında bu hafta alınan bir karara göre 19 Nisan 2022’den itibaren Türkiye’de yerleşiklerin kendi aralarında yapacakları menkul yani gayrimenkul tanımına girmeyen taşınabilen her türlü mal ve eşya satış sözleşmelerinde ödeme yükümlülüğünün TL cinsinden yapılması zorunlu hale getirildi. Bir diğer deyişle bundan böyle yerleşikler arasında yapılacak menkul satış işlemlerinde ödemeler döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak artık yapılamayacak. Bakanlıktan bugün yapılan açıklamaya göre söz konusu değişiklik sadece Türkiye’deki yerleşik kişilerin arasında yapılan sözleşmelerde geçerli olurken yurt dışı yerleşik ve yurt içi yerleşiklerin arasındaki sözleşmeler için geçerli olmayacak.

Peki bu düzenlemenin asıl amacı ne?

Ekonomi yönetiminden yapılan açıklamaya göre bu kararın amacı serbest piyasa koşulları çerçevesinde Türk lirası kullanımını artırarak dolarizasyonu azaltmak. Bir diğer deyişle uygulamada asıl amaçlanan işlemlerin TL ile yapılmasını sağlayarak bir yandan TL’ye olan talebi artırmak öbür yandan da döviz kullanımını yasaklayarak dövize olan talebi azaltmak. Haliyle bu yolla da aslında asıl hedef döviz kurunun yükselmesini önlemek.

Söz konusu bu uygulamanın serbest piyasa sistemine müdahale olduğu yönünde eleştiriler geldi. Bu eleştiriler üzerine bugün Hazine ve Maliye Bakanlığı iki gün önce açıkladığı mevzuata ek açıklama getirme ihtiyacı hissetti.

Tabi burada şu soru önemli hale geliyor; bu gibi uygulamalar kurun yükselmesini ve dolarizasyonu önlemede etkili olur mu?

Bildiğimiz gibi Aralık 2021’den bu yana kuru dizginlemek için Kur Korumalı TL Mevduat (KKM) uygulamaya koyuldu. 18.40’ı gören dolar/TL KKM sonrası en düşük 10,25 seviyesini gördükten sonra şu an 14.60’lı seviyelerden işlem görüyor. Yani kurda uzunca bir süredir sakinlik var. Fakat bu sakinliğin asıl nedeni KKM mi yoksa kamu bankaları aracılığıyla bir müdahale mi bu noktada piyasanın şüpheleri olduğu açık. Kaldı ki tüm başarı KKM’nin olsa bile bundan sonra KKM’nin vade bitişleri geldiğinden ve aynı zamanda hem iç hem de dış koşullar kur için yukarı yönü işaret ettiğinden bundan sonra kuru dizginlemede KKM’nin eskisi gibi başarılı olmayacağı düşünülüyor. İşte bu nedenle yukarıda bahsettiğim uygulamalar gibi KKM’yi tamamlayıcı önlemler devreye giriyor. Bu noktada şunu söylemek çok yanlış olmayacaktır, bu gibi önlemlerle belirli süre sonra kuru baskılamak mümkün olmayabilir. Özellikle yaz aylarının sonuna kadar kurda kademeli küçük artışlar dışında ciddi bir yükseliş beklenmiyor. Ama yaz ayları bittikten sonra kurdaki şu anki sakinliği sağlamak çok daha zorlaşabilir ve kur yükselişe geçebilir.

Devamını Oku

Altında fiyat ne olacak?

0

BEĞENDİM

ABONE OL

2021 yılının ilk yarısında enflasyon bekleyişleri ikinci yarısında da enflasyon gerçekleşmeleri yüksek olmasına rağmen ons altın bir türlü güvenli liman gömleğini giymeyi başaramadı ve 2021 yılını %4.47’lik düşüşle kapadı. İlk olarak Ocak 2022’de ABD’nin enflasyon oranının son 40 yılın en yüksek düzeyinde gelmesiyle birlikte altın fiyatları 1800 dolar üzerinde tutunma eğilimine yöneldi. Tabi bu süreçte “artan enflasyon” her ne kadar altına güç vermesine rağmen FED’den gelen “faiz artırımı söylemleri” altını baskılayan önemli bir unsur oldu. Ama buna rağmen yılın başından bu yana ara ara geri çekilmeler olsa da savaşa kadar 1800 üzerinde tutunan bir fiyatlama gördük.

Şubat ayı ile birlikte sarı metale güç veren Rusya-Ukrayna krizi kaynaklı jeopolitik risk fiyatlaması dâhil oldu sürece. Bu fiyatlama ile altın genelde 1900 dolar üzeri tutundu. Hatta öyle ki Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi ile birlikte ons altın 1976 doları da test etti. Fakat bir gün sonra 1884 seviyesine kadar geri çekilme de görmedik değil. Fakat bu geri çekilmeye rağmen altının 16 Mart Fed faiz kararına kadar yatay hareketine devam etti. Fed’in faiz artırımı ile birlikte ons altında ciddi bir düşüş olabileceği düşünülüyordu, fakat öyle olmadı. 16 Mart’da Fed’in 25 bp faiz artırması ve yine o akşam Powell’ın dengeleyici tutumu sonrasında Fed’in çok da agresif gitmeyeceği düşüncesi oluşunca günün sonunda ons altında bir yükseliş bile görmedik değil. 16 Mart sonrasında bu kez sahneye çıkan oldukça şahin Powell ve Fed üyelerine ve hatta Mayıs’ta 50 bp’yi daha bir kuvvetlendiren Fed tutanaklarına rağmen altının bırakın düşmeyi kademeli de olsa yükseldiğini bile gördük. Fakat bu yükselmeye rağmen sarı metal genel olarak 1920-1940 arası yatay konsodalisyon hareketine devam etti.

Geçen haftada ABD TÜFE yani enflasyon oranları geldi. TÜFE beklentilere paralel aylık %1.2 yıllık ise yine beklentilere paralel %8.5 geldi. Çekirdek enflasyon ise %6.5 ile beklentilerin altında geldi. ABD’de enflasyon son 40 yılın zirvesinde gelmiş olmasına rağmen piyasa bu veriyi iyimser yorumladı, yani ABD’de enflasyonda zirve görülmüş olabilir bundan sonra enflasyon düşmeye başlayabilir olarak yorumladı. Fakat altın yatırımcısı enflasyon verisini farklı yorumladı. Enflasyon yükseliyor ama çekirdek enflasyon düşüyor, haliyle Fed ilerleyen dönemde çekirdek enflasyondaki gevşemeyle daha az agresif gidecektir diye düşünmesiyle yani negatif reel faizler uzun süre masada olmaya devam edecek diye düşünmesiyle altın o çok kritik 1960 direncini kırarak 1982’ye kadar yükseldi. Tabi geçen hafta Putin’in yaptığı “kademeli olarak amacımıza ulaşana kadar savaş devam edecek, müzakereler sonuçsuz” açıklamalar da altına güç veren bir diğer etmen oldu.

Bu hafta herkes altının nasıl yola devam edeceğini merakla bekliyor olacak. Şu an 1994 dolar seviyesinde olan ons altın 1960 üzeri olduğu sürece görünüm olumlu. 2000 direncini aşar ve tutunabilirse çok kısa sürede tarihi zirvesi olan 2076 dolara ulaşacaktır. Ons altın için özellikle yılın ikinci yarısının çok daha olumlu geçeceği kanaatindeyim.

Gram altında şu an ons altından aldığı destekle 938 TL seviyesinde. Gram altının son haftalarda dolar/TL’deki yatay hareket nedeniyle kurdan çok destek aldığı söylenemez. Gram altında 1000 hedefini görebilmemiz için mutlaka 965 direncinin kırılması gerek. 975 üstü fiyatlamalarda ise yeni hedef 1100 TL olacaktır. Gram 925 TL üstü kaldığı sürece yön yukarı. 890 TL altı fiyatlamalar sonrasında 830 TL civarına kadar geri çekilmeler gündeme gelebilir. Gram altında kısa vadede yön yukarı.

Son 1 Haftalık Gram Altın Grafiği

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.