- Meydan okuma: Esnek insanlar zorlukları bir meydan okuma olarak görürler. Neredeyse hiçbir zaman olaylar karşısında felç olmazlar. Başarısızlıklarını bir ders olarak algılama eğilimleri vardır. Hatta başarısızlığın içindeki öğrenme fırsatını daha çok önemser, en çok buna odaklanırlar. Başarısızlığın öz değerlerini etkilemesine izin vermezler.
- Bağlılık: Esnek insanlar yaşama ve hedeflerine derin bir bağlılık hissederler. Sabah yataktan kalkma hevesleri de buradan gelir. Dostluklarına, iş arkadaşlarına, inançlarına da bağlı olurlar ve bu bağları önemserler.
- Öz denetim: Esnek insanlar enerjilerini ve dikkatlerini kontrol edebilecekleri iş/duruma harcadıkları için daha fazla etki ve güç elde ederler. Sürekli kötü senaryoları düşünerek kaybedecekleri enerjilerini denetim altında tutarak, çaresizlik hissini ve yetersiz enerji sorunlarını kendilerinden uzak tutarlar.
- Kalıcılık: İyimserler ( yani aslında esnekliği çok olanlar ) olayların kötü yanlarının geçici olduğuna dair bir inançla hareket ediyorlar ve genellemeden uzak duruyorlar. Örneğin ” Müdürüm zaten yaptığım hiçbir işi beğenmez” yerine “Müdürüm bu son yaptığım işi beğenmedi” diyorlar.
- Yaygınlık: Esnek insanlar bir işteki kötü durumu diğer alakasız işlerle ilişkilendirmiyorlar. Örneğin: “ Hiçbir işi beceremem ki zaten” yerine “ Bu işi iyi beceremedim, yeniden çalışayım” diyorlar.
- Kişiselleştirme: Esnek kişiler herhangi bir olumsuzlukta kendilerini asla suçlamıyorlar. Onun yerine diğer insanları ve durumları sebep olarak görüyorlar. Örneğin “ Projeyi resmen batırdım, hiçbir işi beceremiyorum.” Yerine “ Bu projeyi zamanında bitirememenin sebebi yeterince destek almamış olmam. Bir dahaki sefere daha çok destek talep etmeliyim” diyorlar.



YORUMLAR (0)
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın