18 Şubat 2026 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.
Medeni Kanun’un Kabulünün 100. Yılı Kutlu olsun
“Medeni Hukuk, hukukun temelidir” der hukukçular. Medeni hukuk insanca yaşamanın, yaşayabilmenin de gereğidir. Özgürlük, yaşam hakkı, miras hakkı, evlenme/boşanma hakkı, eğitim hakkı, seçme/seçilme hakkı, düşünme hakkı, toplumsallaşma hakkı gibi birçok hak ve hukuku içerir.

Osmanlı Devleti’nde medeni kanunla ilgili ilk değişim Tanzimat dönemiyle başladı. Ahmet Cevdet Paşa tarafından yine fıkıha bağlı şekilde hazırlanan hukukî metinler Mecelle adıyla uygulamaya giren kanunlar oldu. Mecelle hukuku Osmanlı Devleti’nde toplumsal sorunlar ve yaşayış anlamındaki davaların çözümünde yani medeni hukuku içerecek şekilde olaylara cevap verebildi. Ancak aile hukuku ile ilgili kısımlar eksikti. Bu konuda yetersiz kalan Mecelle için Aile Hukuku ile ilgili kısımlar konusunda çalışmalar başlatıldı. İttihat ve Terakki döneminde 1917’de hazırlanan “Aile Hukuku Kararnamesi”yle konuya çözüm getirilmeye çalışıldı. Ancak eğitim, miras, evlenme, boşanma, çalışma gibi haklardan yoksun olan kadının bu reformlarda yeri yoktu.
Cumhuriyet döneminde Avrupa’ya hukuk tahsili için gönderilen öğrenciler eğitimlerini tamamlayıp yurda döndüklerinde İtalya, Fransa ve Almanya gibi batılı devletlerin kanunlarını içeren yazılar yayınladılar. Kısa sürede kurulan uzman heyetleriyle hukuk devrimi yolunda ilk adımlar atıldı, çalışmalar başladı.
Kanun hazırlıklarında çeşitli komisyonlar kurulmuştu. Ancak komisyonların genel yapısı Mecelle ve Aile Kararnamesi hükümlerini yani fıkıh esasını temel alan bir kanun çıkarmaktı. Oysa bazı hukukçular batı kanunlarının alınmasından yanaydı. Adliye Vekili Mahmut Esat (Bozkurt) da batı kanunlarının örnek alınmasını savunmaktaydı. Ortak bir karara varılamayınca komisyonlar dağıldı.
Türk Medeni Kanunu’nun batı hukuku örnek alınarak yapılacağı fikri kuvvetlenerek İsviçre Medeni Kanunu’nun örnek alınması hükümet tarafından kabul edildi. Bu kanun bir heyet tarafından tercüme dilerek, hukukçu milletvekilleri, mahkeme başkan ve üyeleri, hukuk profesörleri ve avukatlardan oluşan 26 kişilik bir heyet tarafından Türk Medeni Kanunu hazırlandı.
Mahmut Esat Bey neden İsviçre Kanunu sorusuna verdiği cevapta 1804 tarihli Fransız kanunun eskiliği; Alman kanunun ise fazlaca soyut ve felsefi bir yapıya sahip olduğu oysa İsviçre Kanunun daha yeni, sade ve anlaşılır olduğunu söylemekteydi. Halkçı bir yapı arz eden İsviçre Medeni Kanun’u yargıca hareket serbestliği tanıdığı gibi özellikle ekonomiyi destekleyici mahiyetiyle toplumsal hayata uyum sağlayan bir yapısı olduğunu belirtiyordu. Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün daha II. Meşrutiyet döneminde Sofya’da askeri ataşe olarak görev yaptığı yıllardan itibaren savunduğu kadın-erkek eşitliği İsviçre Medeni Kanun’unda yer almaktaydı. Bu husus da İsviçre Medeni Kanun’un örnek alınması için önemli bir nedendi.
17 Şubat 1926 tarihinde İsviçre Medeni Kanununun örnek alındığı Türk Medeni Kanunu kabul edildi. Kanun, 4 Ekim 1926 tarihinde yürürlüğe girdi.
Türk Medeni Kanunu’yla, tüm vatandaşları içine alan hukuk sisteminde kadınlar da yer alıyordu. Kadınlar miras hakkına sahip oluyordu. Medeni kanuna göre kadın-erkek eşit miras hakkına sahipti. Mahkemelerde ceza hukuku ile ilgili kadının şahitliği eşit değildi. İki kadının şahitliği bir erkek şahide denkti. Bu eşitsizlik de medeni kanunla giderildi. Evlenme ve boşanmada kadına da haklar tanındı. Erkeğin tek taraflı boşaması kaldırıldı. Şer’i hukukun kabul ettiği erkeğe dört kadınla evlilik hakkı kaldırılarak tek eşlilik kuralı getirildi. Dinî nikâh (İmam nikâhı) yerine resmî nikâhın hukuki geçerliliğinin kabul edilmesi ve nikâh için belediyelerin yetkilendirilmesi kabul edildi. Kadınlar istedikleri işlerde çalışma hakkını elde etti. Kadınlar vatandaşlık hakkını medeni kanunla elde ettiği gibi bu kanuna dayanarak kısa sürede siyasi haklara da sahip olmuştu. (1930 Yerel seçme ve seçilme hakkı, 1934 Genel seçme ve seçilme hakkını elde etmişlerdir.)
Türk Medeni Kanunu 1 Ocak 2002 tarihinde gözden geçirilerek güncellenmiştir. Kısaca söylemek gerekirse; Türk Medeni Kanunu, dönemin sosyo-ekonomik ihtiyaçlarını ve siyasi beklentilerini karşılayacak şekilde hazırlanmıştır. Türk Medeni Kanunu’na göre, tüm vatandaşlar din, cinsiyet, sosyal statü ayrımı yapılmaksızın eşit haklara sahiptir.
Türk Medeni Kanunu’nun kabulü, Türkiye’nin hukuk ve toplum yapısında köklü bir dönüşümün simgesidir.
Osmanlı döneminde aile, miras ve kişiler hukuku büyük ölçüde İslam hukuku (Şeriat) ve örfi hukuk kurallarına dayanıyordu.
Cumhuriyetin ilanı (1923) sonrası, modernleşme ve laikleşme hedefleri doğrultusunda hukuk sisteminin çağdaşlaştırılması zorunlu hale geldi.
1926’da İsviçre Medeni Kanun’u esas alınarak Türk Medeni Kanunu kabul edildi.
Laiklik: Hukukun dini kurallardan ayrılması.
Modernleşme: Avrupa hukuk sistemine uyum sağlamak.
Toplumsal eşitlik: Kadın-erkek eşitliğini sağlamak, aile yapısını modernleştirmek.
Tek Hukuk Sistemi: Şeriat ve örfi hukuk kaldırıldı, medeni hukuk tek kaynak oldu.
Kadın Hakları: Kadınlara boşanma, miras ve velayet hakları tanındı. Tek eşlilik zorunlu hale geldi.
Miras Hukuku: Kadın ve erkek için eşit miras hakkı.
Aile Hukuku: Resmi nikâh zorunlu hale geldi.
Kişiler Hukuku: Medeni haklardan yararlanma, ehliyet düzenlemeleri.
Kadınların toplumsal konumu güçlendi. Laik devlet anlayışı pekişti. Hukuk birliği sağlanarak ekonomik ve sosyal modernleşmenin önü açıldı.
Uygulamada geleneksel değerlerle çatışmalar yaşandı.
Kırsal bölgelerde uzun süre eski alışkanlıklar devam etti.
İsviçre modelinin bazı yönleri Türkiye’nin sosyo-kültürel yapısına tam uyum sağlamadı.
2002’de yapılan kapsamlı değişikliklerle kadın hakları daha da güçlendirildi.
Türk Medeni Kanunu hâlâ Türkiye’nin hukuk sisteminin temel taşlarından biridir.
Sonuç olarak 1926 Medeni Kanun’u,
Türkiye’nin modernleşme serüveninde bir dönüm noktasıdır.
Laik hukuk devleti,
Kadın–erkek eşitliği,
Hukuk birliği,
Modern aile ve toplum yapısı açılarından devrim niteliği taşır.
Bugün Türkiye’de uygulanan medeni hukuk, hâlâ büyük ölçüde bu kanunun yarattığı temel üzerine inşa edilmiştir.
Son not, Bu anlamlı yıldönümünde özel Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi 13 Şubat 2026’da Karaman Dernekler Yerleşkesinde Uludağ Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Bursa Barosu ve Nilüfer Belediyesi’nin katkılarıyla bir panel gerçekleştirdi.
Bursa’ya “Şubat Baharı”geliyor
1
İş dünyası 2020’ye umutla bakıyor
411305 kez okundu
2
Sanayi Bakanı Müjdeyi verdi!
294791 kez okundu
3
Dış ticaret açığı, ağustosta yüzde 168 arttı
110478 kez okundu
4
Gümrük alacaklarını yapılandırmaya ilişkin usul ve esaslar belli oldu
71582 kez okundu
5
“Ekonomi Bilim Kurulu kurulsun”
70978 kez okundu
Ahmet Davutoğlu: Açık söyleyeyim maddi sıkıntılar yaşıyorum
Ramazan ayı boyunca fiyatlar sabitlenecek
Altın ve gümüş yeniden düşüşte
Yasa dışı bahis operasyonu. Bir futbol kulübüne el konuldu
Ünlülere uyuşturucu operasyonu
Türkiye’nin modernleşme serüveninde bir dönüm noktası
İmamoğlu’nun yargılandığı diploma davasında kritik karar
Almanya; “Türkiye’de 4 ile gitmeyin”
Özgü Namal’ın Türkiye yanıtı takdir topladı
Araç sahiplerini dikkat! Uygulama Bursa’da başlıyor
Ahmet Davutoğlu: Açık söyleyeyim maddi sıkıntılar yaşıyorum
Ramazan ayı boyunca fiyatlar sabitlenecek
Altın ve gümüş yeniden düşüşte
Yasa dışı bahis operasyonu. Bir futbol kulübüne el konuldu
Ünlülere uyuşturucu operasyonu
Türkiye’nin modernleşme serüveninde bir dönüm noktası
İmamoğlu’nun yargılandığı diploma davasında kritik karar
Almanya; “Türkiye’de 4 ile gitmeyin”
Özgü Namal’ın Türkiye yanıtı takdir topladı
Araç sahiplerini dikkat! Uygulama Bursa’da başlıyor
bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan