28 Şubat 2026 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

jojobet
Marsbahis
deneme bonusu veren siteler
1xbetbetpasmariobet
escort konya
a
en iyi rulet siteleri

Türkiye’de 28 Şubat

Türkiye’de askerî elitin siyasal sistemdeki kurucu rolü, 1960, 1971 ve 1980 müdahaleleriyle kurumsallaşmıştı. 28 Şubat bu sürekliliğin bir uzantısıdır, ancak doğrudan yönetime el koymaması, onu klasik darbelerden ayırır

  1. Giriş: Tarihsel ve Siyasal Arka Plan

28 Şubat 1997 Süreci, Türkiye’de asker‑sivil ilişkilerinin dinamiklerinde önemli bir kırılmayı temsil eden; karar alma mekanizmalarının biçimsel sınırlarının ötesine geçerek siyasal iktidarı yönlendiren bir müdahale biçimi olarak değerlendirilir. Literatürde sıkça “post-modern darbe” ya da “bürokratik vesayet müdahalesi” gibi kavramlarla anılır. Bu süreci hazırlayan başlıca etkenler:

  • 1990’larda artan irtica tartışmaları,
  • Refah Partisi’nin yükselişi ve 1996’da iktidara gelişi,
  • Siyasetin zayıf koalisyon yapıları,
  • Ordu-bürokrasi-medya üçgeninin güç dağılımı,
  • Soğuk Savaş sonrası kimlik siyasetlerinin güçlenmesidir.

Bu bağlamda 28 Şubat, tekil bir darbe momenti değil, 1996–2001 arasına yayılan bir siyasal yeniden yapılandırma süreci olarak ele alınmalıdır.

  1. Sürecin Nesnel Dinamikleri: Sivil-Asker İlişkileri Çerçevesi

2.1. Askerî bürokrasinin rolü

Türkiye’de askerî elitin siyasal sistemdeki kurucu rolü, 1960, 1971 ve 1980 müdahaleleriyle kurumsallaşmıştı. 28 Şubat bu sürekliliğin bir uzantısıdır, ancak doğrudan yönetime el koymaması, onu klasik darbelerden ayırır. Bu süreçte:

  • MGK aracılığıyla hükümete yönlendirici kararlar dayatılmış,
  • Genelkurmay brifingleriyle yargı ve medya üzerinde hegemonik söylem üretilmiş,
  • Ordu, sivil siyaset karşısında “rejimin koruyucusu” rolünü yeniden tanımlamıştır.

Bu durum siyaset bilimi açısından “vesayet demokrasisi” veya “bürokratik otorite” gibi kavramlarla açıklanır.

  1. İdeolojik Çatışma Eksenleri

3.1. Laiklik – İslamcılık Gerilimi

Sürecin ideolojik omurgasını laiklik etrafında şekillenen güvenlik algısı oluşturmuştur.

Askerî bürokrasi ve devletin laiklik merkezli fraksiyonları Refah Partisi’ni devletin ideolojik yapısına yönelik tehdit ve modernleşme paradigmasını geri döndürecek bir akım, olarak değerlendirmiştir. Buna karşılık Refah Partisi, geniş sosyo‑ekonomik tabanlara hitap eden kimlik odaklı siyasetini “mağduriyet” söylemiyle güçlendirmiştir. Bu karşıtlık, sürecin sosyo‑kültürel boyutunu belirleyen temel eksendir.

  1. 28 Şubat MGK Kararları ve Uygulama Mekanizması

28 Şubat 1997 tarihli MGK toplantısında alınan kararlar, hukuken tavsiye niteliğinde görünse de fiiliyatta hükümete dayatılmıştır.

Yapısal etkileri olan başlıca uygulamalar:

  • 8 yıllık kesintisiz eğitim (imam hatiplerin orta kısımlarının kapanması sonucunu doğurmuştur)
  • Kamu kurumlarında başörtüsü yasaklarının genişletilmesi
  • Tarikatlara ve dini örgütlenmelere yönelik idari ve hukuki takip süreçleri
  • Emniyet ve TSK içinde yaygın fişleme mekanizmaları
  • Bürokraside “irtica ile mücadele” adı altında kadrosal tasfiyeler

Bu uygulamalar, siyasal partiden çok toplumsal yaşamın ve kültürel çeşitliliğin yönlendirilmesini hedefleyen bir kamu politikası dönüşümü meydana getirmiştir.

  1. Kurumsal Aktörler Arasındaki Etkileşim

5.1. Medya

1990’ların büyük medya grupları, sürecin ideolojik söyleminin taşıyıcıları olmuştur. Ortaya çıkan yapı medya-asayiş kompleksi olarak tanımlanabilir.

5.2. Yargı

Yargı organlarına verilen “irtica brifingleri”, yargının siyasal süreçte rol üstlenmesine zemin hazırlamıştır. Refah Partisi’nin kapatılması bu bağlamda kurumsal sürekliliğin bir parçasıdır.

5.3. İş dünyası

TÜSİAD ve bazı sermaye grupları, hükümetin ekonomi politikaları ile Refah Partisi’nin ideolojik söylemi arasında bir uyumsuzluk görmüş; süreç boyunca statüko yanlısı pozisyon almışlardır.

  1. Toplumsal Etkiler

6.1. Kamusal alanda görünürlük kısıtlamaları

Başörtülü öğrencilerin üniversitelere ve kamu kurumlarına girişinin engellenmesi, toplumsal hafızada 28 Şubat’ın en kalıcı izlerinden biridir.

6.2. Eğitimde dönüşüm

Kesintisiz eğitim uygulaması uzun vadede imam hatip okullarının öğrenci sayısını dramatik biçimde düşürmüş; bu düzenleme Türkiye’nin eğitim sosyolojisini yeniden biçimlendirmiştir.

6.3. Siyasal kimliklerin dönüşümü

Süreç, muhafazakâr tabanlarda mağduriyet duygusunu pekiştirmiş ve 2000’lerde yeni bir siyasal hareketin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır.

  1. 28 Şubat’ın Siyasal Sistem Üzerindeki Kalıcı Sonuçları
  • Türkiye’de siyasal merkez yeniden yapılandı; muhafazakârlık ana akım hâline geldi.
  • Bürokratik vesayetin sorgulanması, demokratikleşme tartışmalarının eksenini değiştirdi.
  • Müdahale biçimleri, doğrudan darbelerden ziyade bürokratik ve yargısal mekanizmalar üzerinden tanımlanmaya başladı.
  • Devlet‑toplum ilişkilerinde kimlik siyaseti belirginleşti.
  1. Akademik Değerlendirme: 28 Şubat’ın Kavramsal Yeri

Süreci tanımlamak için kullanılan kavramlar:

  • Post-modern darbe
  • Yumuşak müdahale (soft coup)
  • Vesayetçi siyaset
  • Hibrit müdahale
  • Bürokratik otoriterlik

Bu kavramlar şunu ortak biçimde vurgular: 28 Şubat, klasik darbe kalıplarından uzak fakat siyasal iktidarı dönüştürme kapasitesi yüksek bir kurumsal müdahale tipolojisidir.

  1. Sonuç

28 Şubat Süreci, Türkiye’de demokratikleşme, laiklik, kimlik siyaseti, sivil‑asker ilişkileri ve devlet-toplum etkileşimi açısından çok katmanlı bir dönemeçtir. Kısa vadeli siyasi etkilerin ötesinde, sürecin uzun vadeli sonuçları Türkiye’de hem siyasal kültürü hem de kurumsal yapıları belirgin biçimde dönüştürmüştür. Kısaca sonuç bugündür.

 

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Hello World!

HIZLI YORUM YAP



bursa escort görükle eskort görükle escort bayan bursa görükle escort bursa escort bursa escort bayan