28 Kasım 2023 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

1xbetbetpasmariobet
a
en iyi rulet siteleri
Yrd. Doç. Dr. Dyt. Esin Şeker

Yrd. Doç. Dr. Dyt. Esin Şeker

23 Kasım 2023 Perşembe

Uzun süren açlık ve susuzluktan sonra beslenme nasıl olmalı?

Uzun süren açlık ve susuzluktan sonra beslenme nasıl olmalı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yaşadığımız deprem felaketi hepimizi derinden etkiledi. Yüzbinlerle ifade edilen ölü, yaralı ve kayıplarımız ile büyük bir felaketi yaşadık ne yazık ki. Bebek, çocuk, genç, sporcu, kadın, erkek, anne, baba, evlat, dede, nene, torun, yeni evli çift binlerce, yüzbinlerce yurttaşımızı kaybettik. Acımız büyük. Yaralı, ağır yaralı, çeşitli uzuvlarını kaybetmiş yüzbinleri düşününce acımız daha da artıyor. Göçük altından çıkarılamayan kayıp insanlarımızı acısını nasıl anlatabiliriz?  Evini, işyerini, arabasını değerli eşyalarını kaybeden kişilerin psikolojisini hepimiz anlayabiliriz.

Ülkemiz önemli bir deprem kuşağı üzerindedir. Bu gerçeği bilip önlemlerini almazsak daha nice acıları yaşamak kader gibi yorumlanır. Sabır ve baş sağlığı diliyorum.

Depremler enerji, iletişim, ulaşım, içme suyu ve kanalizasyon gibi altyapı hizmetlerini bozan doğal afettir. Bu afetten yaralanan ve kurtulan kişilerin yaşamsal ihtiyaçları nasıl sağlanabilir? En başta da gıda ve su ihtiyacı nasıl sağlanır?

Göçük altından çıkarılan uzun süre beslenmemiş ve susuz kalmış kişilerin nasıl beslenmesi gerektiğini yazmak istiyorum.  Yeniden beslenme sendromu (Refeeding Syndrome) dediğimiz uzun süren açlık sonrası veya uzun süre yetersiz beslenen kişilerde yaşanan sorundan mutlaka söz etmeliyiz. Bu yeniden yemek yenildiğinde metabolik bozukluklarla birlikte ortaya çıkan ve yaşamsal tehlike yaratan bir sendromdur.

Vücut aç kaldığında, açlığa uyum sağlar, metabolizması yiyeceğin enerjiye dönüştürmesi aşamasında sorun yaşar. Metabolik işlevleri etkileyen enzim ve hormonların aktivitesinde değişmeler oluşur. Yiyeceklerle alınan karbonhidratlar yerine, vücut kendi yağını ve kasını kullanma yolunu izler. Daha az enerji ile yaşamayı öğrenmiştir ve kontrollü beslenme yapılmazsa metabolizmada dengesizlik oluşur. Vücuttaki fizyolojik değişiklikler ile aritmi, bilinçte bozulma, koma, depresyon, kardiyak ve solunum problemlerine yol açabilir, ölümle sonuçlanabilecek olgular yaratır.

Bu nedenle uzun süre aç ve susuz kalan kişilerin sağlıklı bir şekilde beslenmesi için düşük enerjili sıvı gıda takviyesine başlanılır. Miktarı az ve sık olmalı, su ve yiyeceğin ısısı vücut ısısına en uygun derecede olmalıdır.

 Su tüketiminin yetersizliği dehidrasyon, kabızlık, yüksek tansiyon ve kalp damar hastalıkları gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Özellikle bebekler, gebeler, emzikliler ve yaşlılarda susuzluk ciddi sorunlara neden olur. En kısa sürede temiz su kaynağı sağlanması elzemdir. Yetersiz sıvı alımının bir nedeni de su hatlarının zarar görmesidir. Kullanılacak ve içilecek suların insan sağlığına uygun olması gerekir. Kanalizasyon suyu, kimyasal atık karışan sular fayda yerine büyük zarar verir.

Gıda güvencesi ve stokların güvenliği sağlandıktan sonra ihtiyacın düzenli olarak sağlanmasında bebekler, kadınlar ve yaşlılar öncelikli olmalı ve bu hiyerarşi doğal olarak halk tarafından sağlanmalıdır. Kişiler ihtiyacı kadar su ve gıda malzemesini alarak diğer kişilerinde yaşamda kalabilmesine fırsat vermelidir. Bunun en iyi örneğini Japonya’da yaşanan felaketlerde görmekteyiz. Dağıtım ve paylaşım medeni koşullarda yapılmalıdır.

Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Amerika Kıtaları Sağlık Örgütü PAHO‘ya göre ilk aşamada beslenme konusunda risk altında olan nüfusa kişi başı haftalık 3-4 kg gıda verilmesinin garanti altına alınması gereklidir. Verilen gıdalar ilk etapta dengeli bir beslenme sağlamasa bile yeterli miktarda enerji içermesi önemlidir.

Ortalama olarak 1700 kal./gün enerji içeren gıda sağlanmasının kısa vadede yetersiz beslenme ve buna bağlı sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini biliyoruz.

Bu 1700 kalori enerjiyi sağlamak için 400 gram temel tahıl grubundan, 15 gram yağ ve 45 gram protein içeren besin sağlamak gerekir. Tahıl grubu için en iyi kaynak ekmek, kraker, bisküvi gibi kolay temin edilebilecek ve tüketilebilecek besinler seçilmelidir.  Şekerli içecekler, meyve suyu, limonata, çay da enerji sağlamak ve sıvı gereksinmesi açısından kullanılabilir. Konserve balık, et, ayran, yoğurt, kefir de iyi protein kaynağı olarak tercih edilmelidir.

İlerleyen günlerde enerji artırılıp 2100-2300 kal/gün olarak sağlanmalıdır. Karbonhidrat, yağ ve protein gereksinmesi buna göre hesaplanır.

Depremin ilk günlerinde temini kolay, bozulmaya karşı dayanıklı ve kalorisi yüksek besinler tercih edilmelidir.  Ekmek, bazlama, yufka, bisküvi, kraker gibi tahıl grubu gıdalar, peynir, yoğurt, ayran, kefir gibi protein kaynakları, zeytin, meyve suyu, konserve yiyecekler, çay önerilir. Buna sıcak bir çorba eklenmesi ise soğuk günler için çok değerlidir. Ceviz, badem, fındık, kuru meyveler, pestil de önereceğimiz besinlerdendir.

İlerleyen günlerde evinde yaşayamayan ve kendi yemeğini pişiremeyen depremzedelere pişirilmiş yiyeceklerin ulaştırılması gerekir. Gıda yardımları aile bazında ve günlük yerine haftalık süre için sağlanmalıdır. Evinde veya konteynır gibi yerlerde oturan kişiler yemeklerini kendileri pişirebilecek duruma geldiyse buna göre malzeme sağlanmalıdır.

Depremin etkisi depremzedelerde ve toplumda daha uzun süre devam edecektir. Depremzede yurttaşlarımızı yaşama bağlı tutabilmek için daha çok hizmet gerekli, yaraların sarılması zaman alacak. Sağ kalan ve yaralanan yurttaşlarımıza çeşitli eğitimlerin yanında beslenme eğitimi verilmesi son derece gerekli görünüyor. Türkiye’de tüm diyetisyenler seferber oldular, çok yoğun çalıştılar, onlara teşekkürlerimi sunuyorum, gurur duydum, bu eğitimi de vereceklerini inanıyorum.

 



Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.