- Yüzyıl dünyasının kritik ve hassas jeopolitiğinde yer alan konumu ile ekonomik, siyasal, sosyal, askeri ve kültürel alanlarda güçlü bir Türkiye, Ortadoğu’nun temel dinamiklerinden biridir ve öyle olmaya devam edecektir. Son yıllarda Türkiye’nin bu yapısını bozmaya çalışan bazı mihrakların ortaya çıktığını endişe ile izliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin önüne birtakım sıfatlar takmaya çalışanların olduğunu görüyoruz. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal kurumları ve Türk milleti buna asla izin vermeyecektir.
Barış? Huzur? İstikrar?
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle küreselleşmeye yönelik yeni bir dünya düzeni arayışına gidilmiş, bu da tehdit kavramını büyük ölçüde değiştirmiştir. Tehdit, daha önce belirgin iken, 21. Yüzyılın başl...
Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle küreselleşmeye yönelik yeni bir dünya düzeni arayışına gidilmiş, bu da tehdit kavramını büyük ölçüde değiştirmiştir. Tehdit, daha önce belirgin iken, 21. Yüzyılın başlarında, belirsiz, çok yönlü, çok boyutlu ve değişken bir hale gelmiştir.
Ortadoğu’da, birbirine bağlı ve süratle değişim gösteren gelişmeler, adeta yumak haline gelmiş birbirinden ayrılamayan sorunlar, bölgenin ve dünyanın barış ve istikrarını ciddi şekilde etkilemiştir.
Asya, Avrupa ve Afrika’nın birleştiği bölgede olan Türkiye, aynı zamanda tüm tehdit ve risklerin de ortasında yer almaktadır. İstikrarsızlık ve kriz alanlarının ortasında yer almasının yanı sıra ekonomik merkezlerin ve enerji kaynakları bakımından zengin bölgelerin kesişme noktasında olması, Türkiye’nin jeostratejik önemini daha da artırmıştır.
Etnik ve mezhepsel çatışmaların yayılması, bunu sonucunda bölgesel ve küresel güçlerin güdümünde küçük devletçiklerin ortaya çıkması ve bölgede büyük bir otorite boşluğu ve yeni bir kaos ortamının oluşması riskinden yola çıkarak Ortadoğu’nun gelecek dönemde de dünyanın ve Türkiye’nin dış politika gündeminin öncelikli konuları arasında yer almaya devam edecektir. Dolayısıyla tarihi iyi okuyamazsak ne bugünümüzü ne de geleceğimizi sağlıklı bir şekilde değerlendiremeyiz.
Güvenlik açısından, Ortadoğu’da Irak’tan sonra Türkiye için önceliği olan ikinci ülkenin Suriye olduğunu düşünüyorum. Suriye, Ortadoğu’da güvenliğin, barışın tesis edilmesi ve sürdürülmesi açısından kilit bir ülkedir. Güvenlik açısından Türkiye için üçüncü ülke de İran’dır. Güvenlik açısından Ortadoğu sorununun düğüm noktası Filistin meselesidir. Bu sorun çözülmeden Ortadoğu’da bir istikrar sağlanamaz.
Ortadoğu’daki sorunun birden fazla aktörü bulunmaktadır. İç faktörler kadar dış faktörlerin de etkisi söz konusudur. Dış aktörlerin etkisi belki iç aktörlerden daha fazladır.
Ortadoğu’daki sorunlara ideolojik, etnik ve dini temelde yaklaşıldığında sorunlar sadece derinleşir ve hiçbir zaman çözüme ulaşamaz. Bu konu, Ortadoğu’nun temel sorunudur. Bugün bu sorunları Ortadoğu’da tüm katmanlarda görmekteyiz.
Ortadoğu’da kalıcı barışı ve güvenliği tehdit eden bir diğer unsur, yer altı ve yer üstü kaynakların kullanımı ile bunların paylaşımında yaratılan ekonomik dengesizliktir. Sanayi devriminden itibaren hayati öneme sahip olarak algılanan yer altı kaynaklarını ele geçirilmesi ya da kontrolü amacıyla sürekli anlaşmazlıklar ve güvenlik sorunları oluşmuştur. Büyük savaşların hemen hepsi bu nedenle yaşanmıştır. Dünya enerji kaynaklarının %60’ına sahip olan Ortadoğu bölgesini küresel güçlerin ilgi odağı konumuna getirmektedir. Türkiye ise Avrupa’nın enerji ihtiyacının karşılandığı Asya ile Avrupa arasında enerji koridorunu oluşturmaktadır.
Bölgedeki kargaşa ortamından beslenen bir de terörizm sorunu mevcuttur. İstikrarsızlık terör örgütlerinin gelişmesi için uygun bir ortam yaratmaktadır. Terör bölge ülkeleri ve halkları için büyük bir sorun haline gelmiştir. Türkiye ise bölge ülkeleri arasında terörden en fazla etkilenen ülke konumundadır.
Türkiye, hızlı ve öngörülemeyen değişimlerin yaşandığı Ortadoğu’da, ulusal kurtuluş savaşını ve uygarlık devrimlerini gerçekleştirmiş bağımsız ve güçlü bir kutup yıldızı olarak gururla parlamaktadır. Türkiye, Ortadoğu ile tarihi, kültürel ve geleneksel bağlara sahiptir. Bu nedenle Türkiye’nin bölgedeki gelişmelerden doğrudan etkilenmesi kaçınılmaz bir durumdur. Dolayısıyla Türkiye’yi bölgedeki gelişmelerin dışında tutmak mümkün değildir.
Ortadoğu’da evrensel insani değerlerin yerleşmesini sağlamanın yolu, siyasi bakımdan olgun, güvenilir, demokratik ve bilimsel düşünceyi esas alan etnik kimlik, din ve mezhep esasına dayanmayan devlet yapılarına sahip olmaktan geçmektedir. Böyle bir ortamda jeopolitik konumu sebebiyle, dünyanın en önemli petrol ulaşım hatları, doğal suyolları, kara ve hava ticari ulaşım hatları üzerinde yer alan Türkiye, Soğuk Savaş sonrası dönemin jeopolitik tartışmalarının merkezinde laik ve demokratik yapısı ile bir istikrar ve denge unsuru durumundadır.



YORUMLAR (0)
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Bir Yorum Bırakın