22 Temmuz 2024 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

1xbetbetpasmariobet
a
en iyi rulet siteleri
Ayşegül Çiçek

Ayşegül Çiçek

21 Haziran 2024 Cuma

Televizyon Ekranın Elli Tonu

Televizyon Ekranın Elli Tonu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte, televizyon günlük yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası haline geldi.

Ancak özellikle küçük çocuklar arasında yaygın olan aşırı televizyon izleme alışkanlığı, bir dizi sağlık ve davranış sorununu beraberinde getirebiliyor.

Bu yazıda, çocukların genç yaşlarda maruz kaldığı aşırı televizyon izlemenin potansiyel sağlık sorunlarına güncel bilimsel veriler ışığında odaklanacağız…

***

Televizyon Neye Hizmet Eder?

Her şeyin altında bit yeniği arayan, her şeyi bir “hile hurda” ile ilişkilendirecek derecede bir komplo teorisi sendromuna yakalananlardan değilim.

Bununla birlikte, doğruluğuna yürekten inandığım bir ifadeyi başka bir yazımda paylaşmış olmama rağmen tekrar etmekte fayda görüyorum:

Dr. Cüneyt Yardımcı
Devamını Oku

Meme Kanseri Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Meme Kanseri Hakkında Bilmeniz Gerekenler
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Günümüzde ne yazık ki meme kanseri en sık görülen kanser tipi olarak üst sıralarda kaşımıza çıkıyor.

Hayat boyu her 8 kadından birinin meme kanserine yakalanma riski vardır!!!

Tabloyu farklı bir açıdan değerlendirdiğimizde, kadınlarda görülen her dört kanserden biri meme kanseridir diyebiliriz, ki bu da ülkemizde yıllık yaklaşık 17 bin yeni kanser teşhisi anlamına geliyor.

O halde…

Meme kanserinin erken yaşlarda da görülebileceğini, buna ilaveten kadının kilo aldığı yaş ile risk arasında ilginç bir ilişki olduğunu biliyor muydunuz?

Peki, meme kanseri taraması esnasında çekilen mamografide alınan radyasyon bir risk oluşturur mu?

Birçok kanser tipinde yaşın ilerlemesi ile birlikte görülme sıklığı artar; lakin bu durum meme kanseri için pek geçerli değildir!!!

Aslına bakarsak, ülkemizde meme kanseri tanısı alan kadınların %40’ı henüz 25–49 yaş aralığındadır!!!

Günümüzde ne yazık ki meme kanseri en sık görülen kanser tipi olarak üst sıralarda kaşımıza çıkıyor.

Hayat boyu her 8 kadından birinin meme kanserine yakalanma riski vardır!!!

Tabloyu farklı bir açıdan değerlendirdiğimizde, kadınlarda görülen her dört kanserden biri meme kanseridir diyebiliriz, ki bu da ülkemizde yıllık yaklaşık 17 bin yeni kanser teşhisi anlamına geliyor.

O halde…

Meme kanserinin erken yaşlarda da görülebileceğini, buna ilaveten kadının kilo aldığı yaş ile risk arasında ilginç bir ilişki olduğunu biliyor muydunuz?

Peki, meme kanseri taraması esnasında çekilen mamografide alınan radyasyon bir risk oluşturur mu?

Birçok kanser tipinde yaşın ilerlemesi ile birlikte görülme sıklığı artar; lakin bu durum meme kanseri için pek geçerli değildir!!!

Aslına bakarsak, ülkemizde meme kanseri tanısı alan kadınların %40’ı henüz 25–49 yaş aralığındadır!!!

Meme Kanseri Risk Faktörleri

Meme kanseri için tanımlanmış birçok risk faktörü vardır;

Bununla birlikte meme kanseri tanısı alan kadınların yalnızca dörtte birinde meme kanseri risk faktörleri belirlenebilmiştir!!!

Meme kanserinde Vücut Kitle İndeksi (VKİ) ile kadının yaşı arasında ilginç bir ilişki saptanmış.

Burada karşımıza iki yaş sınırı çıkıyor: 18 ve 45 yaş

  • 18 yaşından önce artan VKİ, menopoz öncesi ve sonrası kanser riskini azaltır
  • 18 yaşından sonra artan VKİ, menopoz öncesi kanser ile ilişkisiz; menopoz sonrası meme kanseri ile ilişkili
  • Maksimum VKİ’ ne 45 yaşından önce ulaşanlarda, 45 yaşından sonra kilo vermek; menopoz sonrası kanser riskini azaltır
  • Maksimum VKİ’ ne 45 yaşından sonra ulaşanlarda, bu kiloların verilmesi kanser riskini azaltmaz

Meme Kanserinde Erken Tanı Neden Önemlidir?

Kanser tedavisinde başarı oranını, hastanın geleceğini ve sağkalım sürelerini belirleyen en önemli faktörler

  • Tanı esnasında meme kanserinin evresi (yayılım durumu)
  • Tümörün biyolojik özellikleridir

Bu nedenle meme kanserinde erken tanı tüm diğer kanserlerde olduğu gibi:

  • Tedavi seçeneklerinin sayısını çoğaltır
  • Tedavinin başarı şansını yükseltir
  • Genel sağkalım oranını arttırır

Birçok kanser tipinde olduğu gibi memede de henüz belirtiler ortaya çıkmadan tarama testleri ile tespit edilirse başarı ile tedavi edilebilir ve hastalar yaşamlarına normal şekilde devam edebilirler.

Kendi kendine meme muayenesi kadının bedeninin kontrolü konusunda bir disiplin kazanmasıdır.

Her kadın 20 yaşından itibaren kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır ve menopoz sonrası dönemde de devam ettirilmelidir.

Hep aynı dönemde kendi kendine meme muayenesi yapan bir kadın, böylelikle memesinin normalini öğrenmiş olur.

***

Mamografi

Mamografi, teknik olarak memenin iki tabaka arasına sıkıştırılıp x-ışını verilerek bir röntgen filmi çekmekten ibarettir.

Bir meme kanseri ele gelen boyuta 8–10 yılda ulaşabilmekteyken, mamografi ile kitle henüz ele gelmeden 3–4 yıl öncesinden yakalanır.

***

Tümörün boyutu arttıkça meme kanserinde sağkalım oranları azalıyor.

Örneğin koltuk altı lenf bezinde bir tutulumu yoksa yarım santimetrenin altındaki bir kitlede 5 yıllık yaşam şansı %99.2 iken, eğer boyut 5 santimetre ise bu oran %80–85’lere iniyor.

Veyahut aynı yarım santimetrelik kitleye 4 ya da daha fazla koltuk altı lenf bezi tutulumu eşlik ederse sağkalım oranı dramatik olarak %60’lara iniyor.

Mamografi Riskli Bir Yöntem Midir?

Mamografinin klasik röntgenden en önemli farkı daha düşük doz ile daha yüksek kalitede görüntü vermesidir.

Tekniğin gelişimine paralel olarak meme incelemesinde maruz kalınan doz giderek daha da azalmaktadır.

Bu esnada, dünya literatüründe mamografi esnasında maruz kaldığı radyasyon nedeni ile kanser olmuş kadın yoktur!!!

Hatta…

ABD’de yapılan bir incelemede 1000 mamografi teknisyeni 10 yıl süre ile gözlenmiş ve bu grupta meme kanserinde artış görülmemiştir.

Özetle yılda bir kere meme kanserinde erken tanı amaçlı çektirenlerde değil; her gün işi gereği onlarca mamografi çeken teknisyenlerde dahi risk artışı söz konusu değildir.

***

Bir Kadının Mamografi Nedeniyle Meme Kanseri Olup Ölme İhtimali

Bir kadının mamografi nedeniyle meme kanseri olup ölme ihtimali:

  • 1/2 sigara içimi ile akciğer kanserinin tetiklenip ölme ihtimaline
  • 30 dakikalık bir uçak yolculuğunda kaza geçirip ölme ihtimaline
  • 30 dakika araba yolculuğunda trafik kazası geçirip ölme ihtimaline EŞİTTİR!!!

Yaklaşık bir MİLYON mamografinin bir kanseri tetikleme ihtimaline karşılık yaklaşık her YÜZ mamografiden birinde kanser yakalanmaktadır.

Dr. Cüneyt Yardımcı

Devamını Oku

Ahlaklı ve Adil Olmayı Ne Zaman Terk Ettik?

Ahlaklı ve Adil Olmayı Ne Zaman Terk Ettik?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Henüz yeni yürümeye başlayan çocuklara aile içerisinde, kreşte ve devamında okulda “toplumsal kurallar” ve “sosyal normları” öğretmeye çalışıyoruz;

Ancak onların daha doğru düzgün konuşamadan önce bile zaten adil ve ahlaklı olduklarını biliyor muydunuz?

Bu varsayımsal bir hipotez değil;

Bilim insanları yapmış oldukları sosyal deneylerde çocukların henüz iki yaşına bile basmadan adalet duygusuna halihazırda sahip olduklarını keşfettiler.

O halde, demek ki âdemoğlu, doğuştan gelen erdemli davranışları zaman içerisinde kaybediyor!!!

Çünkü, insanlar çoğunlukla çevrelerindeki kişilerin ve kültürel faktörlerin etkisi altındadırlar.

İşte bu nedenle, yozlaşmış bir ortamda ahlaklı kalabilmek gerçekten oldukça güçtür.

Sonuçta dejenerasyon toplum bazında sıradanlaşır ve olağan bir durum gibi kabul görür.

Tıpkı günümüzde olduğu gibi…

***

Ahlaklı ve Adil Olmaya Dair Bir Sosyal Deney

Illinois Üniversitesinden bir grup araştırmacı, psikoloji alanın saygın dergilerinden biri olan Psychological Science ’da yayımlanan çalışmalarında 19–21 ay aralığındaki çocukları iki ayrı sosyal deneyde gözlemlemişler.

Çalışma boyunca dağıtılan ödüller karşısında bebeklerinin tepkisini izleyerek, verecekleri reaksiyonu ölçmeyi hedefliyorlar.

İlk deneyde çocukların önünde duran el kuklası şeklindeki iki zürafaya, oyuncakları rastgele paylaştırıyorlar. Bu esnada kukla zürafaların görünüşleri “sanki heyecanla bekliyormuş” gibiymiş…

Deneylerin ilkinde her iki zürafaya da birer oyuncak veriliyor; diğerinde ise tüm oyuncaklar tek bir zürafanın önüne konup diğerine hiçbir şey verilmiyor.

Amaç gözetmen gittikten sonra çocukların bu olayla ne kadar süre ilgileneceğini ölçmek.

Sonuç mu???

***

Oyuncaklar gerektiği gibi, yani adil olarak dağıtıldığında dikkate değer bir tespit olmuyor.

Lakin adil bir paylaştırmanın olmadığı senaryoda çocuklar olayı çok daha uzun süre boyunca izliyorlar.

Bu çok önemli bir bulgu!!!

Çünkü o yaş dönemi bebekler normalde bir şeye uzun süre konsantre olamazlar; eğer ki bir şeye uzun uzadıya bakıyorlarsa bu bir tepki refleksi olarak kabul edilir.

Böylece ilk değerlendirmede henüz daha 2 yaşına bile gelmemiş bebeklerin haksızlık yapılan durumla daha fazla ilgilendikleri ve buna bir tepki gösterdikleri ortaya çıkıyor.

***

Bebekler aslında her zürafaya birer oyuncak verileceğini ön görüyorlardı. Fakat işler bekledikleri gibi gitmeyince de tepki verdiler.

Özetle, bebekler adil olan ve olmayan arasındaki ayrımı yapabildiler.

***

Acaba Bu Sonuçlar Şans Eseri Bulunmuş Olabilir Mi?

Deneyin ikinci aşamasında bu tespitin rastlantısal bir sonuç olup olmadığını değerlendirmek için bir nevi sağlama yapıyorlar.

Bu sefer de gözetmen iki genç kızdan ortalığa dağılmış olan oyuncakları toplamalarını istiyor ve işin bitiminde onlara ödül olarak vereceği çıkartmayı peşinen gösteriyor.

Yine aynı işlem tıpkı bir öncekinde olduğu gibi iki kere yapılıyor:

  • İlkinde iki kız beraber toplarken,
  • İkincisinde kızlardan biri oyuncakları topluyor, diğeri ise hiçbir şey yapmıyor.

İki kızın işi birlikte yaptığı ve sonuçta beraber ödüllendirildikleri aşamada bu sefer de dikkate değer bir bulgu saptanmıyor.

Ancak…

İşi sadece bir kişinin yaptığı ve bu adaletsizliğe rağmen gözetmen her iki kıza da birer çıkartma verdiği zaman tıpkı ilk seferde olduğu gibi bebekler adil davranılmayan bu olayı çok daha uzun süre izliyorlar.

Küçük Çocukların Ahlaki Değerleri Nereden Geliyor?

Bebeklerin ahlaki değerleri ve adalet duyguları belki doğuştandır,

Belki de günlük hayatta insanların birbirleriyle olan etkileşimlerini izleyerek hangi eylemlerin adil ve hangilerinin adaletsiz olduğuna dair bir fikir geliştiriyorlardır.

İster doğuştan olsun ister sonradan öğrenilsin, neyin adil olduğunu bildikleri kesin!!!

Öte yandan, ne yazık ki bilmeleri mutlaka ona göre hareket edecekleri anlamına gelmiyor…

İnsanın ahlaklı olması ve ahlaki davranışlar sergilemesi karmaşık bir süreçtir.

Birçok faktörle ve bir dizi nedenle ilişkilendirilebilir; ancak muhtemelen en önemlisi çevresel etkiler olsa gerek…

***

Ahlaki Değerler Üzerine Çevrenin Etkisi

İnsanlar çoğunlukla çevrelerindeki kişilerin ve kültürel faktörlerin etkisi altındadırlar.

Yozlaşmış bir ortamda ahlaklı kalabilmek gerçekten oldukça güçtür; sonuçta dejenerasyon sıradanlaşır ve olağan bir durum gibi kabul görür.

Tıpkı günümüzde olduğu gibi!!!

Örneğin rüşvet…

Bu ahlaksızlık tarih boyunca hep vardı; ancak çok değil 20–30 sene öncesine kadar ülkemizde rüşvet gerçekten yüz kızartıcı bir suç olarak görülüyordu.

Failleri cezalandırılır, alan da veren de toplum tarafından resmen damgalanır; hatta şüphesi veyahut zannı bile sosyal tecrit nedeni olurdu.

Günümüzde ise neredeyse rüşvet çarkına girmeden hiçbir iş yürümüyor gibi; o kadar sıradanlaştı ve o denli kanıksandı ki…

***

Bülbül Güle, Karga Çöplüğe Götürür

Böyle bir ortam neye hizmet eder biliyor musunuz?

Olsa olsa, ahlaki değerlerinden taviz veren ya da vermeye hazır olanları cesaretlendirmeye!!!

Ahlaklı ve adil olmayı böylesine örselediğimizde yüz kızartıcı suçlar sıradanlaşıyor, normalleşiyor ve devamında kanıksanıp kabul görüyor!!!

İtiraf edelim…

Hikayesinin ne olduğunu bilmediğimiz bir kişiye, bedenini satıyor diye çok rahatlıkla“fahişe” damgası vurabiliyoruz.

Çünkü o sahipsiz, onun arkasında kimsesi ya da elinde avucunda iştah kabartacak kadar çok parası yok.

Böylesi bir işleyiş birçok kişiye gayet cazip geldiği ve ne yazık ki günümüzde işler bu şekilde halledildiği için ahlaksızlık çığ etkisi ile büyüyüp gidiyor.

***

Bir Bebek Kadar Adil ve Ahlaklı Olabilsek…

Dünyanın dört bir köşesinde hangi coğrafya, hangi kültür, hangi inanç sistemi içerisinde olduğu fark etmeksizin insanoğlunun bu dünyaya “saf, arı, temiz, günahsız” geldiği kabul edilir.

Yukarıda paylaşmış olduğum çalışma da bu kadim inanışın esasen bir nev’i bilimsel kanıtı niteliğinde…

Madem hepimiz adil, ahlaklı, dürüst doğuyoruz da peki neden bazı ayıplar birtakım coğrafyalarda daha fazla görülüyor?

Çevresel etkenlerden azizim…

Etrafınızda olan biten şeyler, ister istemez toplumsal normları belirliyor.

En çarpıcı örnek…

Kahramanmaraş merkezli büyük deprem sonrası televizyonda bir Japon İnşaat Mühendisi ile yapılan röportaja rastlamıştım.

Spiker “Peki Japonya’da bu şekilde malzemeden çalsalar, yönetmeliğe aykırı bina yapsalar sonuç ne olur?” şeklinde bir soru sormuştu.

Cevap kısa ve netti: “Japonya’da böyle bir şey olmaz!!!”

Spiker ısrarla “Peki varsayın ki oldu, cezası nedir?” şeklinde ikinci soruyu yöneltti.

Cevap yine benzerdi: “Bilemiyorum ki, Japonya’da böyle bir şey olmaz, olamaz…”

“Olduğunu farz edin…” şeklinde aynı sorunun üçüncü versiyonu gelince, adamcağız “Hiç bilemiyorum, herhalde harakiri filan yapılır” şeklinde varsayımsal bir cevap ile geçiştirmişti.

Ben Japonlar deprem kuşağının göbeğinde, yaşadıklarından ders çıkartıp binaları falanca teknikle şöyle sağlam yapıyorlar gibi bir yorum yapamam; bu benim anladığım/bildiğim bir konu değil…

Ancak o diyalogdan benim çıkardığım mesaj çok farklıydı!!!

Adam sorulan şeye o kadar yabancı ki, bahsedilen senaryo o kadar olanaksız geliyor ki bir çıkarımda bile bulunamıyor.

Çünkü bulunduğu çevrede öyle bir şeye hiç şahit olmamış; görmemiş, hatta duymamış.

Böyle bir soru ile muhatap olana değin, muhtemelen olabilirliğini bile hiç düşünmemiştir belki de…

Bu misal Japon toplumunda aslında topyekûn olarak ahlak ve adalet gibi kavramların çok gelişmiş olmasından değil;

Daha ziyade zaten doğuştan gelen kadim yazılımımız ve erdemli davranışların çevresel etkenler aracılığıyla dejenere edilmemiş olmasından kaynaklanıyor.

Oysa bizde öyle mi yaa…

Ahh Ziya Paşa, ne de güzel özetlemişsin ahvalimizi:

Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkâr,

Katır mühürdar oldu, eşek defterdar!!!

Dr. Cüneyt Yardımcı

Devamını Oku

Korteks, Techtextil Fuarı’nda yenilikçi tekstil ürünlerini sergiledi

Korteks, Techtextil Fuarı’nda yenilikçi tekstil ürünlerini sergiledi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Zorlu Holding Tekstil Grubu şirketlerinden Korteks, Almanya’nın Frankfurt şehrinde düzenlenen Techtextil Fuarı’nda yer aldı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, iki yılda bir düzenlenen ve bu yıl 23-26 Nisan’da gerçekleştirilen söz konusu fuar, teknik tekstil sektörünün en yeni ürünlerinin ve teknolojilerinin tanıtıldığı bir platform olarak öne çıkıyor.

Korteks, fuar kapsamında hazır giyim için geliştirdiği DRY TOUCH ve geri dönüştürülmüş TAÇ Reborn gibi biyobozunur TAÇ Bioloop ipliklerini sergiledi. Ayrıca, antistatik, kesilmeye dirençli, kızılötesi, hibrit ve UV dirençli özellikler barındıran Ar-Ge merkezinde geliştirilmiş yenilikçi polyester iplikleri de ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Toplamda 2 bin 750 çeşit iplik üretimi gerçekleştiren Korteks’in ürünleri, giyim, halı, döşemelik kumaşlar, nevresim, perde ve otomotiv iç kaplamaları başta olmak üzere dış mekan uygulamalarında da kullanılıyor.

Şirket, Almanya, Belçika, İngiltere, Fransa, Polonya, İtalya, İspanya, ABD, Kanada, Mısır, Meksika ve Güney Afrika dahil olmak üzere 50 ülkeye ihracat yapıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Korteks Genel Müdürü Barış Mert, teknik tekstil sektöründe şirketin liderliğini sürdürdüğünü vurgulayarak, savunma sanayisinden sağlık endüstrisine, otomotivden ev tekstiline kadar geniş bir alanda katma değeri yüksek ürünler sunduklarını belirtti.

Üretim tesislerinin, yüksek kaliteli filament iplikleri üretebilecek şekilde tasarlandığını ifade eden Mert, kullanılan teknolojinin dünya standartlarında olduğunu kaydetti.

Mert, hammaddeden iş süreçlerine, su ve enerji yönetiminden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda sürdürülebilirlik anlayışını uygulamaya çalıştıklarını kaydederek, “Bu teknolojiyi, Ar-Ge ve inovasyon ile birleştirerek müşteri deneyimine odaklı birçok yenilikçi ürüne imza atarken, hayata geçirdiğimiz tüm projelerimizde grubumuzun sürdürülebilirlik odaklı Akıllı Hayat 2030 stratejisini odağımıza alarak hareket ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Şirketin uzun yıllara dayanan tecrübesi ve teknik tekstil alanındaki uzmanlığı sayesinde sektöre daha fazla yenilik ve değer katmaya devam edeceklerini vurgulayan Mert, “Bu anlayışla Taç Bioloop, Thermal Touch ve pet şişe ve polyester ipliklerin geri dönüşümü ile üretilen TAÇ Reborn gibi birçok özellikli ve fonksiyonel ipliği sektördeki müşterilerimize sunabiliyoruz.” ifadelerini kullandı.

AA

Devamını Oku

Borsa güne yükselişle başladı

Borsa güne yükselişle başladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Açılışta BIST 100 endeksi, önceki kapanışa göre 71,23 puan ve yüzde 0,74 değer kazanarak 9.716,25 puana çıktı.

Bankacılık endeksi yüzde 1,01 ve holding endeksi yüzde 0,28 artış kaydetti. Sektör endeksleri arasında en çok kazandıran yüzde 1,84 ile finansal kiralama faktöring olurken, en çok kaybettiren yüzde 5,30 ile spor oldu.

Pazartesi günü, dalgalı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 0,50 değer kaybıyla 9.645,02 puanla tamamladı.

Analistler, küresel pay piyasalarında, ABD Merkez Bankasının (Fed), faiz indirim zamanlamasına ilişkin devam eden belirsizliğe karşın teknoloji hisseleri öncülüğünde pozitif bir seyir izlendiğini belirterek, bugün gözlerin IBM, Boeing ve Meta başta olmak üzere büyük şirketlerin açıklaması beklenen bilançolarına çevrildiğini söyledi.

Öte yandan, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dün Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Bankasının Bahar Toplantıları ile çeşitli etkinliklere katılmak üzere gerçekleştirdiği ABD ziyaretindeki temaslarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

ABD’de yatırımcıların Türkiye’ye ilgisinin büyük olduğuna dikkati çeken Şimşek “Dezenflasyonla, yapısal reformlarla, mali disiplinle makroekonomik temelleri güçlendiriyoruz ve bu çok ilgi çekiyor. Onun için yatırımcı ilgisi tek kelimeyle mükemmeldi.” dedi.

Analistler, bugün yurt içinde kapasite kullanım oranı, reel kesim güven endeksi, kısa vadeli dış borç istatistikleri ve konut fiyat endeksi, yurt dışında ise Almanya’da Ifo iş dünyası güven endeksi ile ABD’de dayanıklı mal siparişleri verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.800 ve 9.900 seviyelerinin direnç, 9.600 ve 9.500 puanın destek konumunda olduğunu kaydetti.

AA

Devamını Oku


Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.