12 Mayıs 2022 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

Bursa 13°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Ömer Faruk Atila

Ömer Faruk Atila

16 Kasım 2021 Salı

“İşsizlik”

0

BEĞENDİM

ABONE OL

İşsizlik gün geçtikçe artan bir problem haline gelmektedir. Piyasa şartları gibi daha bir çok etken buna sebep olmaktadır ve zaman geçtikçe bu kaçınılmaz son ile daha fazla yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Yaygınlaşan bu problem özellikle gençler için büyük bir kaygılanma sebebi oluyor. Üniversiteye başlandığında bu kaygılanma çok fazla hissedilmese bile mezuniyet dönemi yaklaştıkça bu kaygılanma durumu artmaktadır. Dışarıdan gelen baskılar, arkadaş ortamlarında geçen konuşmalar konu ile ilgili bir farkındalık yaratır ve öğrenci artık asıl hayatın başlayacağını, bir düzen kurması gerektiğini anlarlar. Fakat bir elin parmağını geçmeyecek sayıda bölüm ve üniversite hariç yani büyük bir çoğunluk ortada kalma hissini en derinlerine kadar hissederler. Haliyle stres artar, bir yol aranmaya başlanır. Fakat pek fazla bir yol olmadığı geç bile olsa anlaşılır. Herkesin aklından kendi işini yapma fikri mutlaka geçer. Sonuçta geniş zaman diliminde, baskı altında çalışarak kısıtlı bir maaş elde etmek kimseyi cezbeden bir şey değil, bu bir gerçek. Daha rahat bir çalışma standardı sağlamak veya daha yoğun bir çalışma olsa dahi en azından ‘’kısıtlı’’ olarak belirttiğimiz maaşa değil de emeğinin karşılığını alabileceği bir iş mekanizması olmasını herkes ister. Burada ise önümüze çıkan problem acı ama gerçek, çoğu kişinin elinde bir yetkinlik dahi yoktur. Bu durum detaylı incelendiğinde ortaya farklı sonuçlar çıkabilir, kimi durumlarda bunun sebebi kişinin öğrencilik yıllarını yetkinlik anlamında kaba bir tabirle ‘’boş’’ geçirmesi olarak değerlendirilir. Kişinin kendini yetiştirmemiş olması, kendini ifade edebileceği bir meslek sahibi olamaması sorundur elbette. Ama bunun yanı sıra bir diğer sebep ise eğitim sisteminin öğrencileri mesleki bir yeterliliğe kavuşturacak düzeyde olmamasıdır. Öğrenci okula girdiğin yıldan itibaren bahsi geçen konuyla ilgili sözlü olarak bilgilendirilmeye çalışılır, bariz örneklerle farkındalık yaratılmaya çalışılır, bunu gerek aileler gerekse eğitim aldıkları akademisyenler yapar. Ama bir gerçek var ki kurulan cümleler, anlatılan hikayeler icraate etkisi düşük unsurlar. İş yalnızca üniversite öğrencilik dönemiyle de kısıtlı değil aslında. Bunu bir mesleki alan üzerinden değerlendirmek gerekirse, örneğin bir mühendislik fakültesinde laboratuvar adı altında geçen bazı uygulamalı dersler vardır. Öğrencilerin çoğunluğu laboratuvara girdiğinde cihazları dahi tanımıyor. Hangi makine hangi işlemde kullanılır? Hangi alet ne gibi durumlarda işe yarar? Bu soruları rutin bir birinci sınıf mühendislik öğrencisine sorsanız tam bir yanıt alamazsınız. O laboratuvarlarda cihazları kullanmayı iyi kötü bilen, makineler hakkında bilgi sahibi olan öğrencilerin çoğunluğu meslek lisesi çıkışlıdır. Ne güzel onlar makineler hakkında bilgi sahibi, daha yetkin çalışma yapabilirler diyebiliriz fakat iş bununla bitmiyor. Meslek lisesi çıkışlı öğrencilerinde teorik anlamda birçok konuda büyük eksiklikleri söz konusu. Şimdi düşündüğümüzde o laboratuvara giren öğrencilerin büyük bir kısmı konudan uzak, öğrenmeye aç. Azınlık bir kısım ise konuya az çok hakim fakat diğer alanlarda eksiklikleri var. En basitinden birçok mühendisliğin vazgeçilmezi olan matematik alanında meslek lisesi öğrencileri eksik kalıyor. Bu örnek olayı uzaktan izleyin, gözünüzde canlandırın. Nerden tutsanız elinizde kalacak, girdap misali çıkmaza düşen bir durum. Bu yalnızca ilk akla gelebilecek basit bir örnek. Çoğu alanda bu tür eksiklikler ve geçmişten bugüne tamamlanamamış, teraziyi doğru tutamamamıza sebep olacak olaylar söz konusu. Hal böyleyken gençlerin işsizliği dert etmesi çok normal. Gençlerin hayalleri var, yaşamak istedikleri bir hayat var. Maddiyat geldiğimiz dönemde göz ardı edilemeyecek öneme sahip. Bunun için de bir iş sahibi olmak, para kazanmak gerekir. Fakat gerek piyasa şartları gerekse eğitim sisteminin yapı taşlarından başlayarak eğitimin son anına kadar gelen bozukluklar insanların hayallerini, hedeflerini kursağında bırakıyor. Dileriz ki birçok kez bahsettiğimiz eğitim problemleri çözülsün, sistem çarkları tam işler hale getirilebilsin. Bu gerçekleşirse zaten piyasa şartları çarkları işleyen bir eğitim sisteminden yetişen neslin sayesinde mutlaka düzelecektir.

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.