21 Ekim 2021 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

Bursa
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Migrenin mi Var?

Bu soruyu migren ağrısı çeken birisini görür görmez tanırım ve sorarım. Çünkü yüz ifadesi maske bir yüz görünümünde, gözler kamaşmış gibi, algısı düşük ve etrafa bakmaktan bıkkın bir yüz ifadesi taşır. Migren aslında çok yaygın olarak bilinen, gastrointestinal, nörolojik ve otonom değişikliklerin olduğu bir baş ağrısıdır.

Dünya genelinde 220-240 milyon insan bu hastalıktan etkilenmekte. Kadınlarda görülme sıklığı daha yüksek olup atak şiddetinin de daha kuvvetli geçtiği bildirilmektedir. Üreme çağında kadınlarda görülme sıklığı erkeklere göre daha fazladır. Migrende ilk atak genellikle 10-30 yaş aralığında görülmektedir.

Migren yetişkinlerde 4-72 saat ve çocuklarda 2-48 saat sürebilen, tek taraflı, orta ve ileri şiddette, tekrarlayıcı şekilde görülen baş ağrısıdır. Sıklıkla sabahları ortaya çıkmakla birlikte kademeli bir şekilde artış gösterici etki yaratabilir.

Nasıl tanı konulur?

Bu konu üzerinde çalışan doktorlar her baş ağrısı migren olmayacağını söylerler. Migren tanısında bireyin öyküsü en önemli ipucudur. İlk baş ağrısı oluşmasında ki öykü ve tetikleyici etkenler dikkate alınır ve ağrının kronikleşmesiyle süreğen hala gelebilir. Toplanan veriler ile migren sınıflaması yapılır. Migren sınıflamasında International Classification of Headache Disorder (ICHD) kriterlerine bakılır.

  • Aurasız migren,
  • Auralı migren,
  • Kronik migren,
  • Migren komplikasyonları,
  • Olası migren,
  • Migren ile ilişkili olabilecek sendromlar

En sık rastlanılan migren tipi aurasız migrendir.

Belirtileri nelerdir?

Migren hastalığının belirtileri nörolojik, ruhsal ve genel sistemik belirtiler olarak sıralanabilir. Depresyon, devamlı uyku hali, huzursuzluk, aşırı mutluluk duygusu gibi belirtiler ruhsal belirtilerdir. Işık ve sese duyarlılık, şiddetli uyku isteği, esneme, konsantrasyon bozukluk migren de nörolojik belirtiler olarak tanımlanır. İştahsızlık, üşüme, ensede gerginlik hissi, susama da genel belirtiler olarak görülmektedir

Neler atakları tetikler?

Her migren hastasında baş ağrısı ataklarının aynı olmadığı ve atakların nedensiz olarak başlayabildiği görülmektedir. Bazı migren hastalarında tek bir tetikleyici faktör ağrı oluşumuna neden olurken bazı hastalarda birden fazla tetikleyici faktör ağrı oluşumu başlatabilir.

Stres, depresyon, adet kanamaları, uyku süresi, öğünlerin düzenli olmayışı, basınç, rüzgar gibi hava değişimleri, parfüm gibi keskin kokular ve sigara dumanı, parlak ışık, öksürük gibi etkenler bireylerde migreni tetikleyebilmektedir.

Yapılan çalışmalar ışığa, sese karşı duyarlılık ve bulantı en sık rastlanılan semptomlar olarak gösterilmiştir.

Besin tetikleyicileri: alkol, çikolata, peynir, kafein, monosodyum glutamat (MSG), aspartam en sık karşılaşılan besinler olarak bilinmektedir.  Migren hastalarında çevresel faktörler ile birlikte bireyin kişisel sorunları, eşlik eden kronik hastalıklar, obezite, gebelik, hipertansiyon ve premenstrual sendrom da tetikleyici neden olarak gösterilmektedir.

Migren ve metabolizma

Kronik migrenli bireylerde insulin duyarlılığında bozulma, hipertansiyon, diyabet, yüksek kolesterol ve obezite gibi sağlık sorunları sıkça görülmektedir. Morbid obez kadınlarda migren görülme sıklığının çok yüksek olduğu yapılan çalışmalarla gösterilmiştir. Obezitenin migreni tetikleyici bir faktör olduğu çok açıktır. Öte yandan normal vücut ağırlıklı bireylere kıyasla migrenli hastalarda obezite sorunu da sıkça görülmektedir. Bunun nedeni; migrenin beynin yeme kontrolünü denetleyen merkezinde bulunan açlık ve tokluk hormonlarındaki değişikliklere neden olmasıdır. Migren yaşayan kilo sorunu olmayan kişilerde migren ataklarının iştah dengesini daha fazla yeme yönünde değiştirerek yağlanmaya neden olduğu belirtilmektedir.

Beslenme ve Migren İlişkisi

Migren ile beslenme arasında çok yönlü karmaşık bir ilişki vardır. Besinlerin içerdikleri maddeler vazokonstriksiyon veya vasodilator etkisi ile sinir yollarını uyararak ağrı oluşumuna neden olabildiği savunulmaktadır. Migren hastaları değerlendirilirken beslenme günlüğü tutmaları önerilir. Tüketilen besinler dikkate alınarak, atak döneminde bu besinlere dikkat edilmesi sağlanmaktadır.

Açlık, alkol, çikolata ve peynir sık bildirilen tetikleyiciler arasında gösterilmektedir. Açlıkla birlikte meydana gelen hipoglisemi migreni tetiklediği için az sık beslenme yapılması uygun bulunmaktadır. Baş ağrısını tetikleyen başlıca kimyasallar; monosodyum-glutamat, nitrat, nitrit, tiramin, feniletilamin, ve histamine içeren aminlerdir ki pek çok paketlenmiş besinin içinde bulunur.

Sert ve çedar peynirlerinde tiramin, turunçgillerde oktopamin, kırmızı şarap-bira da histamine ve çikolatada feniletilamin olduğunu anımsatmalıyız.  Hazır besinlerde; besinlere renk vermek ve bakterilerden koruması için kullanılan sodyum nitritin de baş ağrısına neden olabileceği bilinmelidir. Bazı besinler de yer alan histamin, tiramin, feniletilamin, putresin, kadevatin ve spermidin gibi biyolojik aminler insan metabolizmasında önemli işlevleri olmakla birlikte migren ile ilişkilendirilmişlerdir.

Alkol

Alkollü içeceklerin baş ağrısını tetikleyici özelliğinin etonol, histamin gibi biyolojik aminler, sülfitler, fenolik flavonoidler, trombositlerden serotonin salınımı ve dehidratasyona neden olmasına neden olduğu düşünülmektedir. Alkollü içeceklerden şarap migreni tetiklemesinin yanında, migren olmayan bireylerde dahi baş ağrısına neden olduğu bilinmektedir. Bu bağlamda alkollü içkilerin tüketilmesinde dikkatli olunması gerektiği unutulmamalıdır.

Çikolata

Çikolata içerisinde yer alan teobramin, kafein ve feniletilamin gibi biyolojik aminler migrende tetikleyici olarak gösterilmektedir. Yapılan çalışmalarda migren ve çikolata ilişkisinin kişiden kişiye değişmesinden dolayı, baş ağrısını tetiklediğini düşünen bireylerde tüketimi sınırlandırılarak kontrol altına alınmalıdır.

Peynir

Peynirin bulunan biyolojik bir amin olan tiramin de migren tetikleyici olarak gösterilmektedir. Migren hastalarında peynirin tetikleyici olarak gösterilmesi oranı % 0-19 arasında değişmektedir. Bu nedenle peynir tüketimi her bireyde migreni tetikleyecek bir öğe olarak düşünülmeyebilir ama tüketimin kontrollü yapılması önerilmektedir.

Kafein

Kafein, çikolata, çay, kahve ve kola gibi besinlerde bulunur.  Uyarıcı etkisi ile vazokonstrüksiyon ve uyarıcı nörotransmitterlerin serbest bırakılmasını sağlar. Beyin-damar içerisinde ki uyarıcı adenozin reseptör ve inhibitörlerin blokajını yaparak etki yapar. Kafeinin etkisi dozu ile yakından ilişkilidir. Yapılan çalışmalar sonucunda çay ve kahve tüketimi fazla olan bireylerde migren ve kafeinin yakından ilişkili olduğu gösterilmiştir. Kahve tüketimi 200 mg ve daha üzerinde ise kafeinin migren üzerinde tetikleyici etkisi olacağı gösterilmiştir.

Aspartam

Aspartam, sükrozdan 150-200 kat daha fazla tatlı yapay bir tatlandırıcıdır. Aspartamın migren tetikleyici olup olmadığı kesin olarak belirtilmemekle birlikte 30 mg/kg/gün dozu normal doz olarak tanımlanır. Tüketim 75 mg/kg/gün’e çıktığında etkilerinin oluşabileceği belirtilmektedir.

Beslenmede dikkat edilmesi gereken noktalar

Beslenme tedavisinde birinci basamak: Bireyin beslenme günlüğü tutması ve atak geçirilen dönemlerde tüketmiş oldukları besinleri özellikle ayırt etmesi istenilir. Migrenin önlenmesinde ve geciktirilmesinde yaşam tarzı ve davranış değişikliği önemli bir yere sahiptir. Saptanan bu günlük bilgileri be nedenle çok işe yarayacaktır.

Yapılacak değişiklikler; yeterli ve düzenli uyku, nefes egzersizleri, doğru bir beslenme modeli ve günlük sıvı alımının yeterli düzeyde olması sağlanır.

Migrende beslenme tedavisiyle ilgili olarak üzerinden durulan bir diğer konu ise işlevsel besinlerdir. İşlevsel besinler sağlık ya da tıbbi faydası olan, hastalıkların önlenmesinde tedavisinde kullanılan besin ya da besin ögesidir. Magnezyum birçok hücre içi işlem için gerekli olup, migren oluşumunda önemli bir yere sahip olduğu düşünülmektedir. Magnezyum eksikliği depresyon, plateletlerin hiperagregasyonu, serotonin reseptör fonksiyonun etkilenmesi ve nörotransmitterler için önemli rolü bulunmaktadır. Migren hastalarında magnezyum emiliminde yetersizlik, böbrekten magnezyum kaybı, stres, düşük besinsel alım gibi nedenlerden dolayı yetersizlikler oluşabilmektedir. Magnezyum kaynakları: Ceviz, badem, susam, çam fıstığı, patlıcan, pancar, yulaf kepeği ve yeşil yapraklı sebzelerdir. Erişkin bir bireye günlük önerilen miktar 350-400 mg/gündür.

Migren anlatılması çok zor yaşanması ise berbat bir sorundur. Yaşam kalitenize çok olumsuz etkiler, umarım bu yazı ile sizlere biraz ışık tutmuş olayım.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Nakit Para Tedavülden Kalkacak Mı?

HIZLI YORUM YAP

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.