10 Mayıs 2022 itibariyle Covid-19 ile mücadelede aşılanan sayısı kişiye ulaştı.

Bursa 12°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Asya Pasifikte Yeni Ticaret Bloğu; Türkiye Neresinde?

ASEAN ülkeleri, Çin, Japonya, Güney Kore, Avusturalya ve Yeni Zelanda Bölgesel Kapsamlı Ekonomik İş birliği Antlaşmasını imzaladı. Bu anlaşmayla dünyanın en büyük ve ticaret bloğu oluşmuş oldu. Doç. Dr. Derya Hekim; “Dünyada dengeler yeniden kuruluyor. RCEP ile birlikte Çin, kendi ticaret bloğunu oluşturuyor. Bu anlaşma Türkiye için riskler de fırsatlar da barındırıyor” dedi.

 Özge Comba Alkış

Türkiye kendi sorunlarıyla boğuşurken, Dünya hızla değişiyor ve yeniden şekilleniyor. Bu kapsamda “ticareti artırmak” amacıyla Asya Pasifik’te Bölgesel Kapsamlı Ekonomik İşbirliği Antlaşması 1 Ocak 2022’ de yürürlüğe girdi. Anlaşmada ASEAN ülkeleri ve onlara ek olarak Çin, Japonya, Güney Kore, Avusturalya ve Yeni Zelanda’nın imzası var.  Peki bu anlaşma ne ifade ediyor? Türkiye bu anlaşmasının neresinde? Detayları Uludağ Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Derya Hekim ile konuştuk…

YENİ DÜNYANIN EN BÜYÜK TİCARET BLOĞU

Asya Pasifik’te Bölgesel Kapsamlı Ekonomik İşbirliği Anlaşması (RCEP) anlaşması nedir?

“Dünyanın en büyük ticaret anlaşması Kasım 2020’de imzalanmıştı ve 10 ülkenin onay süreçlerinin bitmesinin ardından bu yılın başında yürürlüğe girdi. Anlaşma 15 ülkeyi kapsıyor. Bunların 10’u ASEAN ülkeleri ve onlara ek olarak Çin, Japonya, Güney Kore, Avusturalya ve Yeni Zelanda var. Dünya nüfusunun üçte biri, Dünya GSYH’sının da yaklaşık %30.5’i. Bölgenin ticaret hacmi 2.3 trilyon dolar. İmalat sanayii üretiminin yarısı, elektroniğin %70’i bu bölgede üretiliyor. Üstelik Vietnam, Endonezya, Çin, Malezya gibi ülkeler küresel değer zincirlerinde üretimin merkez üssü konumundalar. Yani Dünya’nın en büyük üretim ve ticaret bloğu oluşuyor.”

“KENDİ İÇİNDE TİCARET YAPACAKLAR”

Bu anlaşma gümrük vergilerinde ne gibi değişiklikler getirecek?

“Anlaşma gümrük vergilerinde %90 indirim getiriyor. Tabii tarım ve otomotivde bazı istisnalar var. Gümrük vergisinde indirim bölge içinde ticareti arttıracak. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı(UNCTAD)’na göre bölge ticaretinde 42 milyar dolarlık bir artış olacak. Singapur, Yeni Zelanda gibi ülkelerde gümrük vergileri zaten sıfır düzeylerinde ancak Güney Kore, Çin gibi ülkelerde imalat sanayiinde gümrük vergileri ortalama olarak %3.1 civarında. Bu vergilerde bir düşüş, bu ülkelerden ticaretin artmasına neden olacak. Bunun yanı sıra birlik ülkeleri birlik dışında kalan ülkelerden aldıkları bazı malları artık partnerlerinden alacaklar. Bir yandan yeni bir ticaret yaratılırken bir yandan da ticaret birlik dışından birlik içine sapmış olacak.”

“ORTAK MENŞEİ”

Küresel değer zincirleri açısından durum nedir?

“Benim kanaatimce bu anlaşmanın en önemli katkısı ortak bir menşei düzenlemesi olacak. Bölge ekonomileri arasında çok sayıda ticaret anlaşması var ve bu anlaşmaların her birinde farklı bir menşei düzenlemesi yer alıyor. Bu da karışıklık yaratıyordu. Şimdi ortak tek bir menşei düzenlemesi olacak ve tek bir belge yeterli olacak. Ayrıca bu belgenin alınmasında da kolaylaştırıcı düzenlemeler öngörülmüş. Asıl anlaşmanın en önemli noktası bu olacak çünkü bölgede küresel değer zincirleri yoğun olarak üretim yapıyor ve küresel değer zincirleri kapsamında mallar defalarca sınır geçiyor. Bölgede küresel değer zincirleri kapsamında ticaret daha da artacak.”

 “ÇİN KENDİ KURALLARINI YAZIYOR”

Bu anlaşma ile Çin’in bölgedeki ağırlığı artıyor diyebilir miyiz?

“Kesinlikle. Bu anlaşmanın maddeleri daha çok Çin’in ticaret tarzına göre oluşturulmuş. Anlaşma son zamanlarda imzalanan anlaşmalara göre çok sığ. Çevre, işgücü, kamu iktisadi teşekkülleri, hükümet sübvansiyonları gibi konularda düzenleme getirmiyor. Fikri mülkiyet hakları düzenlemeleri çok zayıf. Ulusal güvenlik ve kamu sağlığı gibi alanlarda kaçış noktaları bırakılmış. Kısaca Çin kural koyucu olmuş. Uluslararası ticarette kural koyucu tarafa geçiyor. Kendine bir blok oluşturuyor. Japonya, Güney Kore gibi ülkeler ise ekonomik olarak Çin ile yakın ilişki içerisindeler bu nedenle bu blok içerisinde olmak onlar için avantajlı. Örneğin, Japonya’nın ihracatında Çin’in payı %19. İthalatında ise %24. Güney Kore’nin ise ihracatındaki payı %26, ithalatındaki payı ise  %21. Ekonomik açıdan bu anlaşma içerisinde olmak bu ülkeler açısından çok rasyonel. Bu nedenle Çin’in koyduğu kurallar olsa da anlaşma içerisinde olmak olmamaktan çok daha avantajlı.”

“BATIYA BAĞIMLILIK AZALIYOR”

ABD’nin tutumu ne olacak?

“ABD’nin Çin’e karşı olan tutumu malum. Çin’in yükselişini durdurmak istiyor. Bu artık bir ulusal politika ABD için. Trump’la başlayan süreç Biden’la devam ediyor. Japonya, Avustralya, Güney Kore ABD’nin müttefikleri. Üstelik bu ülkelerin Çin ile siyasi sorunları da var. Ancak bu etkilere ve ABD’yi karşıya alma riskine rağmen ekonomik çıkarlar devreye giriyor. Şunu belirtmek de yarar var bu ülkeler Çin’in bölgedeki gücünü dengelemek istediklerini de ön plana çıkarıyorlar. Yani birliğin dışında olmak oyun alanını tamamen Çin’e bırakmak demek olacak.

Sonuç olarak bu anlaşma ile bir blok oluşuyor ve bu bloğun batıya bağımlılığı azalıyor. Güney Kore, Çin, Japonya gibi ülkelerde yaratılan teknoloji Vietnam, Endonezya gibi ülkelerde üretilecek. Üstelik bu ülkelerde tüketim için potansiyel de mevcut. Bu ülkelerin nüfusu Dünya nüfusunun üçte biri. Batıdan tamamen bağımsız bir güç. Bence bu anlaşmanın en önemli politik sonucu bu. Tabii bu ABD’nin hegemonik gücünü sarsıyor. ABD tarafından hoş karşılanmayacağı kesin.”

“200 MİLYON DOLAR KAYBIMIZ OLACAK”

Türkiye açısından bakacak olursak, Türkiye’nin ticareti ne yönde etkilenecek?

“Türkiye’nin bölgeye ihracatı çok değil. Toplam ihracatımızın %4’ünü bölgeye yapıyoruz. Bölgeye olan ihracatımızın yarıdan fazlasını Çin’e ve Güney Kore’ye yapıyoruz. Bu ülkelerden Güney Kore, Malezya ve Singapur ile serbest ticaret anlaşmamız var. Japonya, Endonezya ve Tayland ile de STA müzakereleri devam ediyor. Türkiye bölgeye en çok 84 GTIP kodlu Nükleer Reaktörler, Kazanlar, Makinalar, Mekanik Cihazlar ve Aletler; Bunların Aksam ve Parçaları faslında mal satıyor. Bu kapsamdaki mallarda bir ticaret kaybımız söz konusu olabilir. Çünkü Güney Kore ve Japonya da bu fasılda rekabet avantajına sahip. Güney Kore’de imalat sanayiindeki vergiler düştüğünde bu fasıldaki ticaretin sapma olasılığı yüksek. 85 GTIP kodlu Elektrikli Makina ve Cihazlar ve Bunların Aksam ve Parçaları, faslında da benzer bir durum oluşabilir. Otomotiv ise anlaşmada istisna bırakıldığı için ilk etapta çok etkilenmeyebilir. Ancak zamanla anlaşmanın kapsamı da genişleyecek. Yine de sapan ticaret UNCTAD’a göre 200 milyon dolar civarında olacak. Çok fazla değil.

 “FIRSAT VAR ANCAK…”

Türkiye için fırsatlar var mı?

“Böyle bir bloğun oluşuyor olması ABD ve AB ekseninde bir yakınlaşma getirebilir. Bu nokta da bizim için önemli bir fırsat yaratabilir. ABD ve AB merkezli küresel değer zincirleri üretim merkezlerini daha yakın lokasyonlara taşıyabilirler. Bu AB merkezli olanlar için Türkiye ve Doğu Avrupa’yı öne çıkarabilir. Zaten yaşanan tedarik zinciri sıkıntıları üretimde mesafenin kısalmasını gerekli kılıyor. Bu nedenle Batılı değer zincirleri açısından üretim Türkiye, Slovakya, Slovenya, Macaristan, Meksika, Brezilya gibi ülkelere kayabilir.

Kısaca Dünya’da dengeler yeniden kuruluyor, kartlar yeniden dağıtılıyor. Bu süreçte fırsatlar da var. Türkiye Avrupa’ya olan yakınlığıyla da ön plana çıkıyor. Ancak bu fırsatlardan yararlanabilmek için uygun ortamı sunabilmek gerekli. Bu da istikrardan geçiyor tabi. Eğer makroekonomik ve politik istikrarı sağlayabilirsek değişen küresel değer zincirlerinin içerisinde yer bulabiliriz. Üstelik ihtiyaç duyduğumuz teknolojik gelişmeyi de bu sayede gelecek yabancı yatırımdan transfer edebiliriz. “

Rekabet.net

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

“Hazır giyimde etiketler yüzde 60 zamlanacak”

HIZLI YORUM YAP

EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.

konya eskort